18 Mart 2017 Cumartesi

Marjan Farsad - Porteghale Man

Geçen hafta bahsettiğim oyunun ilk pusulası radyodan rastgele bir şarkı tutup, o şarkıyı bütün bir hafta günde en az bir kez dinleyip neler hissettirdiğini paylaşmaktı. 

Ben bu şarkıyı ilk pazartesi sabahı işe giderken spotify haftalık keşif listesinde dinledim. Hafif yağmur yağıyordu. Şemsiyemi çantamdan çıkarmaya bile zahmet etmedim. Canım bu aralar hep yağmurda ıslanmak istiyor. Sanki birinin gözyaşlarıymış gibi. Şarkı o kadar sevimli ve naif geldi ki, bir de yağmurda ıslanıyordum ya hanı. Sanki o an için yazılmış gibiydi. 

https://www.youtube.com/watch?v=3kjG744NVVc

Şarkının sözlerine de bakınca, bu düşüncem tamamlanmış oldu. 

"Buradaki varlığın hâlâ yağmur gibi; taze, serin ve huzurlu.
Şimdi seni sevmemek için ördüğüm duvarların arkasında bile.
Bahar dışarıda, bahçede kuş ötüyor
Bahçem soğuk, tek tek soldu çiçeklerim
Yağmur yağıyor.. Yağmur yağıyor..
Yağmur yağıyor.. Yağmur yağıyor.."

Sonraki akşamüstü eve dönüşümde dinledim.Yine yağmur yağıyordu ve ıslanıyordum. Arka sokaklardan birine girip yolumu uzattım. Eskiden babamın dükkanı benim okuluma yakındı. Ortaokula giderken, ona uğrar ordan da eve giderdim. O yol üstünde, işte o arka sokaklardan birinin köşesinde ufak bir fırın vardı. Hâlâ orada, sahipleri de hiç değişmedi. Sadece yaşlandı. O akşam ekmeği ordan almaya karar verdim. Kapıdan içeri girer girmez, "Hoş geldin kızım." diye karşıladı sahibi beni. O kadar güler yüzlüydü ki.. İnsan ister istemez gülümsemesine karşılık veriyor. (Bu arada şarkı hala kulağımda..) Hemen tanıdım onu, o da beni tanımış gibi daha bir dikkatli baktı yüzüme. Sonra ben utandım tabi. Ama hani konuşmasanız da sadece o bakışla bütün hayat hikayenizi anlatmış gibi hissedersiniz ya, öyle bir his. Ben iki ekmek istedim, o bana "Birini papatya ekmekten vereyim mi? Yeni çıktı, sıcacık." dedi. Çocukken en sevdiğim ekmekti papatya ekmek. Bana göre tam bir sanat eseriydi. Nerden bilmişti? Hayat gülümseten sırlarla dolu değil mi? Şarkı da o ana ne güzel gitmişti. :)

"Tatlı sevgilim, hayat iyi ve hoş
Kokusu tüm bu irili ufaklı keder ve neşelerden."

Yine bir akşam iş dönüşü.. Artık akşam ezanından önce henüz güneş yeni yeni batmak üzereyken dönüyorum eve. Hergün işe gitmek üzere üç yokuş ve biraz da merdiven çıkıyorum. Eve dönüşlerde de o merdivenlerden inip o üç yokuşu iniyorum. Hava yağmurlu değilse harika bir manzara beni bekliyor. Binaların arasından da olsa.. Eve dönüşte batıya doğru yürüdüğüm için güneşin batarken ki o turuncu kızılı manzarasına tanıklık ediyorum. Bu manzarayı tarif etmem zor. Sizin için fotoğraf çekmek isterdim ama bir süre önce fotoğraf çekmeye uğraşmaktan anı kaçırdığımı farkettim. O zaman beri böyle manzaraların fotoğrafını çekmektense tadını çıkarmaya bakıyorum. Siz de öyle yapın. Bırakın fotoğrafı gözleriniz çekip anılarınıza kaydetsin. İşte o manzarayı izlerken de bu şarkı çalıyordu kulağımda. 

"Ah zaman, ah zaman..
Senin bu atlıkarıncanı kim döndürüyor?"

Bir ay önce saçlarımı kısacık kestirdiğimden bahsetmiştim. Baş ağrılarıma faydası olur belki diye de kendimi ikna etmiştim. Önceki gece ağrıdan ölüyorum sandım. Kafama dokunamıyordum bile, gerisini siz düşünün. Bir arkadaşım teşhisi koydu: saç nezlesiymiş. Saç da nezle olabiliyormuş. :) Saç nezlesinin uykudan uyandırdığı nerde görülmüş?  Bugün bir arkadaşla konuşurken bana unuttuğum bir rahatsızlığımı hatırlattı. Bir insan kafasında yaşayan tümörünü nasıl unutabilir? Buna dakikalarca güldüm. Bana bir kötülüğü dokunmadığından olsa gerek diye dedim sonra kendi kendime, amaan belki de çoktan yok oldu gitti. Dün akşam eve gelirken onu düşünüyordum. Şarkı kulağımda çalmaya devam ederken.. "Rahatsızlığını unutacak kadar mı geçtin kendinden?" diye söylenirken birden kendimi şarkıya kaptırdım sanırım. Karşımda da güneşi batmak üzere olan kızıllığıyla görünce kendimi ılık rüzgara karşı bisiklet sürerken hayal ettim. Mutlu ve huzurlu.. Aklıma Amelie filmi geldi. Gülümsedim. 


"Tatlım, canım, hikayemiz hala bitmedi. 
Kim bilir bundan sonra kaderimizde ne var?"

Artık bu şarkıyı dinlerken o fırında bana gülümseyerek papatya ekmek veren amcayı hatırlayacağım, yağan yağmuru ve batmak üzere olan kızıl güneşi, ve tabi ki enginarların da bir kalbi olduğunu.. 
Bir de şu sıralar benim gibi huzuru bir türlü bulamayan birine her gün bir şeyler yazıp yazıp sonra da göndermeden sildiğimi.. 

~~

Bu haftanın pusulası da şöyle;

Daha önce (hatta yıllar önce) izleyip çok etkilendiğiniz bir filmi yeniden izleyin ve o zamanki hissettirdikleri ile şimdi hissettirdiklerini bizimle paylaşın. :)

Haftaya görüşmek dileğiyle. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder