30 Ocak 2017 Pazartesi

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (14.Gün)

Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?


Kafka ile tanışmam, yaklaşık 7-8 yıl önce Milena'ya Mektuplar kitabı ile olmuştu. O kitabı okuduğum ruh halini düşününce zamanlama olarak da doğruydu sanırım. Kafka ile hemen hemen aynı ruh halinde oluşumuz kitaptan ve daha da önemlisi Kafka'dan fazlasıyla etkilenmeme neden olmuştu. Sonrasında uzun süre Kafka okumadım. Ara ara Milena'ya Mektuplar kitabını açıp alelade bir sayfayı açıp okumuşluğum vardır. O ilk kitaptan 3-4 yıl kadar sonra Babaya Mektup kitabını okuduğumda Kafka bende yine aynı derin etkiyi bırakmıştı. Onun yıkımları, derin özlem ve sevgileri, hayalkırıklıkları.. Kısacası hissettiği bütün duyguları öyle içselleştirip kendimden bir parça olarak kabullendim ki, Kafka benden biri olup çıkmıştı. (Ya da ben ondan biri oldum, bilemiyorum.) Hayatını araştırdım. Nette hakkında yazılmış yazıları vs okudum. Ardından şu çok popüler olan Dönüşüm kitabını okudum. Ve dedim ki; keşke kimse Kafka'yı tanımasaydı, sadece ben tanısaydım. (Bu cümleyi bir kaç yazar için daha kurmuşluğum vardır: Selim İleri ve Nazan Bekiroğlu gibi.) 
Yakın zamanda Amerika kitabını okudum. Hala okumadığım kitapları var. 
Kafka'yı uzun aralarla okuyor oluşumun tek sebebi bitmesini istemememden kaynaklı. 

Selim İleri ve Nazan Bekiroğlu'nu çok seviyor olmama rağmen onlarla arkadaş olmak gibi bir arzum hiç olmadı. Ama söz konusu Kafka olduğunda, onunla gerçekten arkadaş olabilmeyi yürekten isterdim. Eğer hala yaşıyor olsaydı, (cevap alamayacak olsam bile) muhtelemen mektuplarımla onu tacız edebilirdim. :) 

2017 yılı için yıllık iznimde arkadaşımla Prag'a gitme planım vardı (tuhaf bir şekilde bu seyahat konusunda ailemi de ikna edebilmiştim) ama iş değişikliği sebebiyle yıllık iznim olmayacak. Bu yıl bunu gerçekleştiremeyeceğim ancak 2018 yılında olacak inşallah. Oraya gidip, Kafka'ya dair her yeri ve her şeyi görebilmeyi çok istiyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder