21 Kasım 2016 Pazartesi

#PoyrazKarayel -Ep6

Taşkafa: Beyler, Şu sofra bozulmadan bi' selfie çekelim mi?
Zülfikar: Ben selfie olayına karşıyım. 
Sefer: Niye lan?
Zülfikar: Çünkü selfie dediğin şey kapitalist emperyalist sistemin bize dayatmasından başka bir şey değil.
Sefer: O nerden çıktı şimdi?
Zülfikar: Şurdan çıktı agacım. Ne demek selfie? Ben demek. Ben diyor yani ben, ego. Bunu niye Oscarda patlattılar usta? Çünkü bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyorlardı ve aynı anda vermek istiyorlardı. Peki neydi o mesaj? Kendini sev, kendine aşık ol, kendinden başka hiçbir şeyi önemseme. Aynen bunu söylüyorlardı abi. Yani diyor ki, toplumu önemseme toplumun bir önemi yok, toplumu boşver. Diğer insanları önemseme, bireyleri önemseme diyor kendinden başka hiçbir şeyin önemi yok diyor, yani diyor ki sen tok musun? Şahane! Yatıyor. Ama dünyanın başka bir yerine bir çocuk açlıktan öldüyse sakın önemseme diyor, senin sorun değil, önemli değil diyor, umrunda olmaz. Sen diyor, yediğin yemeğin fotoğrafını paylaş diyor, ben diyor yani. Ben ben ben ulan! Ben diye diye öldürecekler bizi lan! 

6 Kasım 2016 Pazar

Moon Lovers

"Sevginin aksi nefret etmek değilmiş. 
Terk etmekmiş."


"Hiç buluşmamış olsaydım onunla, böyle hasret çekmeyecektim.
Hiç bilmeseydim onu, bu kadar çok düşünmeyecektim.
Birlikte olmamış olsaydık, böyle yok olmayacaktım.
Bu kadar kıymet vermemiş olsaydım, böyle çok hatırlamayacaktım onu.
Sevmemiş olsaydım, birbirimizi terk etmeyecektik.
Hiç karşılaşmamış olsaydık, birlikte olmayacaktık.
Keşke.. seninle hiç karşılaşmamış olsaydım."

https://youtu.be/Ab1DytUMcSw

4 Kasım 2016 Cuma

#PoyrazKarayel -Ep5

Poyraz: Sence hangi aşamadasınız?
Ayşegül: Yani, bilemiyorum. Biraz heyecan duyduğumu inkar edemem ama aklımı başımdan aldığını da söyleyemem. 
Poyraz: Peki, diyelim ki seni bir restorana götürdü herkesin içinde sana seni sevdiğini söyledi. Ne düşünürsün?
Ayşegül: Budala. 
Poyraz: Peki bir gün eve girdin her yer çiçeklerle kaplı, böyle yüzlerce rengarenk,
Ayşegül: Sıradan.
Poyraz: Peki sinemaya gittiniz, filmin en romantik yerinde elini tuttu kulağına seni seviyorum dedi.
Ayşegül: Liseli.
Poyraz: Peki beklemediğin bir anda tuttu öptü seni.
Ayşegül: Hödük.
Poyraz: En sonunda artık sabrı taştı, ağzını burnunu kırdı, tuttu saçından "Bana bak lan!" dedi "Ya benimsin ya da kara toprağın!"
Ayşegül: Hııh! İşte tam hayalimdeki erkek! 

~*~

Poyraz: Çok yorgunum albayım, doğru söylüyorsun. Yorgunum. Ben yaşamaktan yoruldum artık. O kadar yoruldum ki, ölmeye bile gücüm kalmayacak diye korkuyorum.