30 Ekim 2016 Pazar

Lost on You..

Son zamanlardaki favori parçam: LP - Lost on You
Ben dinliyorum siz de dinleyin. 


https://youtu.be/wDjeBNv6ip0

28 Ekim 2016 Cuma

#PoyrazKarayel -Ep4

Sinan: Bir insan aşık oldu diye bu kadar üstüne gidilir mi? 
Poyraz: Gidilir oğlum, gidilmez mi? Gidilir tabi. İnsan zaten aşık oldu diye üstüne gidilir. Aşık olmak nasıl bir şey biliyor musun? Gökten bela yağdığını düşün, kaçacak saklanacak hiçbir yerinin olmadığını düşün işte aşk öyle bir şey. 

~~

Poyraz: Gitme! Demek çok zor tabi. 
Ayşegül: Kal desen? Kalamam zaten.
Poyraz: (Hep bu zatenler keşkeler mahvetti aşkları.)
Ayşegül: Yok yani, olmuyor. Gitmem gerek. Benim babamdan uzaklaşmam gerek. Burada bir hayatım yok. Aşık olamıyorum, sevemiyorum, bağlanamıyorum. Hayatımda sadece acı var, korku var, nefret var. Güçlü görünüyorum değil mi? Güçlü falan değilim ben, güçlü de olmak istemiyorum, Güçlü de olmak istiyorum ama artık mutlu da olmak istiyorum. Ki o da burada mümkün değil. Hayatım boyunca kendime yalanlar söyledim. Olmadığım biri gibi göründüm. Bir şey söyle.
Poyraz: (En güzeli sessizlik. Bazen konuşmaktan çok daha fazla şey anlatıyor.) Kaçmak neyi çözecek ki?
Ayşegül: Ben kaçmıyorum. Tamam kaçıyorum ama mecburum. Sen anla bari, kimse anlmıyor beni bari sen anla.
Poyraz: Neye mecbursun sen Ayşegül, neye mecbursun? Bak benim hayatım bitti. İtibarım beş paralık oldu kaçmadım. Evladımı elimden aldılar, mesleğimi elimden aldılar, hayatımı aldırlar yine kaçmadım. Sen neye mecbursun bi' anlat bana ya, neye mecbursun? Hadi.
Ayşegül: Anlamıyor musun ya? Ben nefes bile alamıyorum artık. Bu ülkeden gitmem gerek.
Poyraz: Sen Londra'ya değil Madagaskar'a bile gitsen aynı şeyleri yine yaşayacaksın, aynı şeyleri yine düşüneceksin, aynı acıları çekeceksin.
Ayşegül: Sen nerden biliyorsun?
Poyraz: Biliyorum işte. Kardeşinin mezarı senle beraber Londra'ya gelmeyecek mi sanıyorsun?
Ayşegül: Kardeşimi karıştırma, sakın.
Poyraz: Bak ben bu hayatta tek bir şey öğrendiysem o da ne biliyor musun? Neden kaçarsan kaç, ne kadar kaçarsan kaç, eninde sonunda elbet bir gün karşına çıkacak. Hem de bu sefer arkadaşlarını da alıp gidecek. (Kaçmak belki de tek çıkış yolu.) Karar senin tabi gitmek istiyorsan, git.. (Allah benim belamı versin ya!)
Ayşegül: Başka çarem yok.
Poyraz: Bence kalbinin sesini dinle ya.
Ayşegül: Sen bilmezsin, benim kalbim bile bana yalan söyler ona bile güvenmiyorum artık.
Poyraz: Yani..
Ayşegül: Yani, gidiyorum. Böylesi herkes için daha iyi. 

~*~

Poyraz: Dünyanın hiçbir yerinde böyle rezalet görülmemiştir. Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüz binde kırk iki. Aşkta geriyiz de başka şeylerde değil miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz. Buyrun bakalım, binde dört nokta iki. Gururumuza dokunuyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre, yüz yirmi altı bin sekiz yüz bakıp da iç geçirme, kırk dört bin otobüste ya da dolmuşta hafif temas, dört bin iki yüz peşinden gidip de vazgeçme, sekiz yüz elli eve kadar izleme ve on dört bin yedi yüz uzaktan aşık olmak ve sadece -bu sayı kesin- sekiz yüz on dört ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş.

(Oğuz Atay - Tutunamayanlar) 

27 Ekim 2016 Perşembe

#PoyrazKarayel -Ep3

Poyraz: Dersimiz aşk. Konu, kızları kendimize nasıl aşık ederiz? Madde 1; bir kızı kendine aşık etmenin en kestirme yolu ona pislik gibi davranmaktır. Şiir yazmayı falan hemen unutuyorsun. Araya arkadaş sokma birisi filan sakın deneme böyle şeyler. Kızlar serseri erkeklerden hoşlanır, şiir yazan erkeklerle kızlar sadece arkadaş olurlar. 

Aşk dediğin aslında nedir biliyor musun? Ağzının ortasına bir tane yumruk yersin kan tükürürsün, sonra bir tane daha yersin yine kan tükürürsün. Canın yanar söyleyemezsin, söylesen anlatamazsın, anlatsan anlamazlar sadece çeken bilir yani. Üstelik de en kötü tarafı ne biliyor musun? Bu bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir.  

~*~

Ayşegül: İnsanlar bazen kendini yalnız hisseder.
Poyraz: Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boşuna mağaramdan çıkarma beni..
Ayşegül: ..Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. 

(Oğuz Atay / Tutunamayanlar)

~*~

Sadreddin: Sen ayaklı nefes alan bir trajedisin.
Poyraz: En azından bir hikayem var.

23 Ekim 2016 Pazar

#PoyrazKarayel -Ep2

Poyraz: Anne baba çocuk ve televizyondan oluşan, toplumun en küçük yapısına aileyi çekirdek veya çekirdek aile denir. Türk tipi aile modunda önem sırasına göre başrol babanındır. Sonra kaç yaşında olursa olsun erkek çocuk gelir. Daha sonra sırasıyla televizyon, beyaz eşyalar, mobilyalar, portmanto, gardırop, perdeler, tabaklar çanaklar bardaklar ve son olarak da annelerimiz gelir. Kıymetli annelerimiz boş vakitlerinde cepheye mermi taşır, bulaşık yıkar, ütü yapar. Babalarımız bir hayal kırıklığı bir "Ah ulan be! Şimdi genç olacaktım." duygusu, futbol, at yarışıyla beslenirken; annelerimiz çok daha ekonomiktir. Onlar yalnızca televizyondan yayılan radyasyonla beslenirler. 

İşte yukarıda bahsi geçen bu soğuk ve sıkılgan ve sevgisiz yapıya Türk tipi aile denip, başka bir coğrafyada eşi benzeri bulunmaz. 

İsa: Poyraz abi, bu nasıl aile? Kimse kimseyi sevmiyor mu?

Poyraz: Ya seviyor da göstermeyi beceremiyor.


~*~


Poyraz: En sevdiğin yeri okusana bana.

Ayşegül: Ne yapmaya çalışıyorsun?

Poyraz: Seni etkilemeye çalışıyorum.

Ayşegül: Sevgili bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve bir çok söz yarım kalsaydı birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da.. 

Poyraz: ..yazmak anlatmak birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı, sonra durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

(Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar)

15 Ekim 2016 Cumartesi

#PoyrazKarayel -Ep1

Poyraz: Ülkemiz (iki nokta üst üste) üç tarafı denizlerle çevrili içi yalnızlıklarla dolu kara parçasıdır. Ekonomimiz; Antalya'da portakal, Afyon'da sucuk, İzmit'de pişmaniye üretip bunları bir türlü kimseye satamayız. Ayrıca Fransa'dan aydınlarımız için bunalım, spor severler için Güney Afrika'dan stoper ve Rusya'da 1.80 üzeri gelinler ithal edilip, bütün bunlar ülkemiz senaristleri tarafından televizyon dizilerine dönüştürülüp Araplara satılır. Ayrıca ülkemizde yazlar sıcak ve ter kokulu, kışlar ise soğuk ve yalnız geçer. Hem de çok yalnız geçer be İsa. Ayrıca ülkemizde en gelişmiş spor dalı karşılıksız sevmektir. Karşılıklı sevmeyi bir türlü beceremediğimizden dolayı az gelişmiş ülkeler seviyesinde kalırız. Halbuki batılı gelişmiş ülkelerde insanlar birbirini karşılıklı severler. 
İsa: Poyraz abi, sen hiç aşık oldun mu? 
Poyraz: Hayır ama bir kere omzumdan vuruldum.  
İsa: İyi de ne alaka şimdi? 
Poyraz: İkisi de çok acı veren şeyler. Boşver sen şimdi. Büyüyünce anlarsın. Hadi git, git de sonsuz yalnızlığımla başbaşa bırak beni.