10 Mart 2016 Perşembe

E.V.Mitchell - Cennetin Rengi

"Ölmek üzereyken aklınızdan tonlarca şey geçer. Hani 'hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti' derler ya, çok doğru bir laf. Çocukluğunuzdan, gençliğinizden kalma anılar üşüşür zihninize. Ani ışık patlamaları gibi kafanızın içinde beliren görüntüler o kadar gerçektir ki adeta o dakikaları tekrar tekrar yaşarsınız. 
Bir şekilde tek bir film karesine sıkışmış olan hayatınızı, kuş bakışı izlerken bulursunuz sonra kendinizi. Verdiğiniz bütün kararları, başarılarınızı, yenilgilerinizi sorgulamak zorundasınızdır artık. Ve tek bir şeyi merak edersiniz... Gerçekten her zaman elimden gelenin en iyisini yaptım mı?
Ardından zamanın kıymetini bilemediğiniz tüm o güzel anları ve sevginizi yeterince gösteremediğiniz insanları hatırlayarak paniğe kapılırsınız. Kalbinizin derinliklerinden tek bir dua yükselir: Lütfen, son bir şans daha...
Ruhunuzun karanlık bir tünelin içinden akıp gitmekte olduğu o ümitsiz anlarda, cevabını merak ettiğiniz başka sorular da kurcalar aklınızı. Gerçekten diğer tarafta cennet diye bir yer var mıdır? Varsa nasıl bir yerdir?"


Yukarıda paylaştığım giriş bölümünü okuduğumda, "Tamam," dedim, "bu kitap bana istediğimi verecek." Ama maalesef bende hayalkırıklığı oldu. Konusu itibariyle, evet, çok güzeldi ama yazar bu konuyu doğru şekilde kaleme alamamıştı. Kitap harika bir eş, akıllı ve neşeli bir kız çocuğa sahip Sophie'nin mükemmel denecek hayatının bir anda tepetaklak oluşunu, gizemli bir olayla birlikte de geçmişiyle yüzleşmesini konu alıyor. Maalesef o gizemli olayı burada yazamayacağım, zira kitabın bütün sırrını ifşa etmiş olurum. Yazar böylesi güzel bir mevzuyu bulmuşken, neden peşinden atlı koşturuyor gibi yazma gereği duymuş anlamadım. Her şey çok yüzeyseldi ve çok hızlı ilerleyip oldu bittiye gelmişti. 

Kitabın seri olduğuyla ilgili bir şeylere denk gelmiştim nette ama çok da araştırmadım. Tavsiye eder miyim? Bilemiyorum. Çok ahım şahım bir kitap değildi bana göre. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder