31 Ocak 2015 Cumartesi

The Imitation Game / Yapay Oyun (2014)

"Şimdi söyle bana; ben bir makine miyim, insan mıyım? 
Bir savaş kahramanı mıyım? Yoksa bir suçlu muyum?"



Türkiye'de 20 Şubatta vizyona girmesi beklenen filmi pek tabi dayanamayıp izlemiş bulunuyorum. 
Matematik dehası Alan Turing'in hayatının anlatıldığı filmde, 2. Dünya Savaşı sırasında bir grup adamın bir araya gelerek Almanların enigma kodunu kırması konu ediliyor. 

Filmin tamamı Alan'ın bu kodu kırmak için bir makine üretmeye çalışmasıyla geçiyor. Aynı zamanda Alan'ın özel hayatına da yer veriliyor. Eşcinselliğinin konu edilmesi gibi. 

Filmi izlerken Benedict Cumberbatch'ın performansına hayran kalmamak elde değildi. Keira Knightley Alan'ın nişanlısı rolündeydi ve çok sevimliydi. 

Film bir nevi Alan için iade-i itibar gibi görünüyor. Yine de güzel bir filmdi. 
Zaten zeka üzerine kurulu filmleri hep sevmişimdir. 
Sizlere de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

Filmin fragmanı:

http://youtu.be/89-FvBaIAfc

24 Ocak 2015 Cumartesi

Whiplash (2015)

"İngilizcede -aferin- den daha zararlı bir kelime yoktur."



2015 Oscar'da En İyi Film kategorisinde aday gösterilen ve şu sıralar da Türkiye'de vizyonda olan Whiplash'ı bir arkadaşın tavsiyesi üzerine izledim geçenlerde. 

Aslında filmin konusu basit: 
Çocukluğundan beri bateri çalan ve hayali büyük müzisyenlerin arasına ismini yazdırmak olan bir üniversite öğrenci ile kendi Charlie Parker'ını arayan bir hoca. Ve bolca caz müziği...
Ama bu kadar basit görünen bir filmi nasıl oluyor da Oscar'da aday gösteriyorlar?
Elbette ki yönetmen farkıyla.
Bana göre görsel şölen ve müzik birleştiğinde film tadından yenmez oldu.

Film çoğu yerde dram müzikal olarak geçse de bana göre bir çok gerilim filminden üstün bir gerilim filmiydi. Oyuncular da harikaydı. Özellikle Fletcher rolündeki J.K. Simmons role kendini öylesine kaptırmıştı ki, izlerken bir canavara dönüştü resmen! 
Filmi izlerken gerilim izleyiciyi öyle bir sarıyor ki, film bitene kadar pür dikkat kesiliyor insan.
Ve final!
"Ne oluyoruz yaa!!" dedirten türdendi.

Bir çok yorumcu film için başyapıt demiş. Ben başyapıt olarak değerlendirme konusunda şüpheliyim ancak kesinlikle güzel bir filmdi. Bateri sesi bir süre sonra belki (!) başınızı ağrıtabilir (:P) ama ben izlemenizi tavsiye ederim. 

Filmin fragmanı:

http://youtu.be/7d_jQycdQGo


15 Ocak 2015 Perşembe

The Boy in the Striped Pyjamas / Çizgili Pijamalı Çocuk (2008)

"Çocukluk; mantığın karanlık saatleri büyümeden önce sesler, kokular ve görüntülerle ölçülür."
- John Betjeman



Nazi Almanyasında; Alman bir subayın oğlu 8 yaşındaki Bruno ve Auschitz Yahudi toplama kampındaki 8 yaşındaki Shmuel'in dostluğunu, dönemin sorunlarıyla birlikte anlatan, kitap uyarlaması bir film.



Beni aşırı derecede etkileyen filmlerle ilgili çok fazla yorum yapamıyorum.
Özellikle son 10 dakikasında yaşadığım sarsıntıyı atlatmam zaman alacak.


Filmi izleme nedenim Bruno karakterindeki Asa Butterfield. Bu çocuğu bu kadar sevmeme neden olan şey ise yeğenim Kerim Efe ile olan aşırı benzerliği. Göz renginden ten rengine, fiziksel olarak kopyası denilebilecek derecek bir benzerlik. Anneme Asa'nın bir fotoğrafını gösterdim deneme yapmak için, Kerim Efe sandı mesela, o derece bir benzerlik. Ve sanırım filmin beni bu derece etkilemesinde de bunun büyük bir payı oldu. 

Filme dair tek olumsuz eleştirim; Nazi Almanyasında bir film, Alman subaylar, Alman bir aile ve bunların hepsi Almanca yerine İngilizce konuşuyor. Bu biraz tuhaftı.

Uzun lafın kısası, mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Filmin fragmanı:

http://youtu.be/c9SKgY1r-9U

Not: Resim ve gif alıntıdır.

Boyhood / Çocukluk (2014)

- Anne, babam hala Alaska'da mı?
+ Amcan öyle diyor.
- Kutup ayılarını falan evcilleştiriyordur.
+ Evet, umarım ayılar da onu evcilleştiriyordur. 


Geçen gece Sinefesto'da dolanırken bu filmin eleştiri yazısına denk geldim. Böyle bir filmden haberim yoktu ama film epeyce popülermiş. Hatta 2014 yılına damgasını vurmuş. Before serisinin yönetmeni Richard Linklater tarihte bir ilke imza atmış.



Boyhood filmi 12 yılda çekilmiş. 12 yıl içinde aynı oyuncularla çektiği bu film, bir çocuğun büyümesi gelişmesi ve kendini bulmasını anlatıyor. 12 yılda aynı oyuncularla çekilmiş olan bu filmi izlerken oyuncuların da büyümelerine ve nasıl yaşlandıklarına tanık oluyorsunuz. Mesela bana göre en büyük değişim anne rolündeki Patricia Arquette'de yaşanıyor. Zaman içerisinde kilo alıyor, zayıflıyor, tekrar kilo alıyor, saç modeli değişiyor. Bir kadının yıllar içinde nasıl değiştiğini hayranlıkla gözlemliyorsunuz. Baba da çok fazla değişim yoktu. Ama başroldeki çocuk karakter Mason'daki değişim takdire şayandı. 

Yaşanılan dönemlerin etkilerini bir çocuğun üzerinde görmek güzeldi. 

Filmi başka bir açıdan değerlendirmek gerekirse; aslında film bir aile dramı. Çok küçük yaşta kazayla hamile kalmış bir anne, sorumluluk sahibi olmayan özgür bir baba ve iki çocuk.. Kadın 3 başarısız evlilik geçiriyor. Son iki koca alkolik psikopat çıkıyor. Çocukların bu üvey babalar yüzünden yaşadıkları problemleri aktarırken aynı zamanda özgürlüğüne düşkün öz babalarının da çocuklarıyla olan iletişimi de izleyiciye çok güzel sunuluyor. Bir aile olamasalar da harika bir baba olunabileceğini gösteriyorlar. Kadın yaşadığı tecrübeler yüzünden bir daha evlenmiyor ama adam ilginç bir şekilde kendine başka bir yuva kuruyor ve başarılı da oluyor. Filmde Mason'ın kendini bulması anlatılırken bu aile çatışmalarını da izliyorsunuz yani. 

Ama ben yine de bu 170 dakikalık (bana göre çook uzundu ve bir ara cidden sıkıldım) filmde aradığımı bulduğumu söyleyemem. Okuduğum eleştiriler hep olumluydu, ödüle de sahip bir filmdi. Doğal olarak beklenti yüksek oluyor. Belki beklentimi bu kadar yüksek tutmasam daha etkili olabilirdi. 

Film bittiğinde "Bu mudur yani?" dedim. Çünkü öyle biteceğini hiç düşünmemiştim. Şimdi düşününce aslında mantıklı. 18 oldu. Çocukluk bitti. Film de bitti. 

Yani diyeceğim o ki; merak edenler izleyebilir ama ben izlemesem de olurmuş. 

Not: Filmde en sevdiğim şey elbetteki country müzikleriydi. Ve bir de, It's Okay That's Love dizisinde herkesin favorisi olan, benim de hayatımın fon müziği dediğim Hero şarkısının bu filmde çalıyor olması benden artı puan almasına neden oldu. 

Filmin fragmanı:

http://youtu.be/Ys-mbHXyWX4

10 Ocak 2015 Cumartesi

#SadıkSevgili

Bu gece Yedi Güzel Adam'ın 26. bölümünde Sahaf İsmail Beyefendi konuk oldu. Kitaplar ve aşkla ilgili söylediği sözler öyle güzeldi ki paylaşmak istedim. 

"Kitap en sadık sevgilidir."

http://youtu.be/oTLl2hAiNe4


"Kitapların en yücesi Kur'an ne der: 
-İkra Kitabek!- 
Kendi kitabını oku.
Arayıp bulmalı.
Satır satır hece hece
Ya gündüz yahut gece
Bulsa da bir bilmece
Bir bilene sormalı
Kendini kendinde bulmalı"




Beyazıt Kütüphanesi'nin Kedili Kütüphane olarak anılmasının hikayesi:

"Aşık maşukuna er ya da geç kavuşur."

http://youtu.be/Sj85pMwfL1o

6 Ocak 2015 Salı

Restless / Senin İçin (2011)

Ve bir klasik hikaye daha..



Beyin tümörü yüzünden ölmesine 3 ay kalmış bir genç kız ve cenaze törenlerine gitmek gibi bir fantezisi olan, yanında Japon askeri Hiroshi isimli bir hayaletle gezen genç bir çocuk.. Bir gün bir cenaze töreninde karşılaşırlar ve ilginç arkadaşlıkları aşka dönüşür. 
Enoch, Annabell'in kalan zamanında daha önce yapmak isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirmesi için ona yardım eder.
Buna dramatik/romantik bir ölüm sahnesi de dahildir.

Bu tarz filmler arasında Now Is Good'un bendeki tahtını henüz ele geçirebilmiş bir film yok. 
(More Than Blue ya da A Moment To Remember filmleri var ama onları ayrı kefeye koyuyorum.)
Bu film durağan, sakin ilerliyor ama Enoch bile film de kızın kıyafetlerini çok sevdiğini dile getirmişken sırf Annabell'in kıyafetleri için izleyecek bayan arkadaşlar olabilir. :) 
Ama bence son 10 dakikası için bile izlenir. Özellikle Hiroshi'nin mektubunun okunduğu son sahne izlediğime değdiğini düşündüğüm kısımdı.

Ve işte fragmanı:

http://www.youtube.com/watch?v=0EnEBEZNkB4

Aashiqui 2

Yılın ilk filmini önceki akşam izledim. Ve açılışı bir Hint filmiyle yaptım. Aamir Khan filmlerinden sonra başka Hint filmi izlememiştim. Çünkü Hint filmi izlemek gerçekten sabır istiyor. Sabır isteyen kısmı hiç şüphesiz müzik ve danslarla filmi iki katı süreye uzatmaları. En azından benim için öyle. Bu filmi de bir arkadaş instagramda paylaşmış ve çok övmüştü. İzlemeyi sürekli erteliyordum geçen akşam izlemeye karar verdim. 



Aslında filmin konusu klasik. Çok kez bu tarz senaryoları gördük izledik. Müzik kariyerinin zirvesindeyken alkol bağımlılığı yüzünden hızlı düşüşe geçmiş bir adam ile çok yetenekli olmasına rağmen keşfedilemediği için barlarda şarkıcılık yapmak zorunda kalan bir kızın aşkını anlatan bir film. Ama filmi çekici yapan şey ikisinin aşkının doruk noktalarında yaptıklar fedakarlıklardı. Adamın aşkının alkol ve kız arasında ikiye bölünmesi felaketleri de peşi sıra getirdi. Ve bu aşk için ikisi de sahip oldukları bir şeylerden vazgeçmek zorunda kalırlar. Elbette içlerinden biri en büyük fedakarlığı yapar. 

Filmin sonunun öyle olmamasını dilerdim. Ama yaptıkları sonun etkileyici olmadığını da söyleyemem. 

Ve filmin müzikleri tek kelimeyle enfesti! Hem de hepsi.. Youtubeda film müziklerini Türkçe altyazılı olarak bulmak mümkün. Sizin için iki tanesinin linkini paylaşıyorum. 


Ve benim favorim: 

https://www.youtube.com/watch?v=C9f61qFndrQ

3 Ocak 2015 Cumartesi

2014 Top 20 Müzik Listem

2014'te hiç şüphesiz güzel müzikler, albümler çıkmıştır. Ama benim sizinle paylaşacağım listede 2014'te çıkmış olan müzikler değil de 2014 yılında benim dinlemekten keyif aldığım, dinlemekten bıkmadığım şarkılar yer alacak.

İşte o liste:

2014'te Hangi Kore Dizilerini İzledim?

Çoook uzun zamandır Kore dizileri izlemiyordum. Ama yılın son çeyreğinde işsiz kalınca depar attım. Son 3 yılın acısını çıkardım sanırım. Aslına bakılırsa, Kore dizi fanlarını düşününce benimki çok sayılmaz. Hatta hiç sayılır. :P

Dizilerin konusunu ben anlatmayacağım. Onun için Sevgili Nabrut'un bloguna yönlendireceğim. Ben sadece ne izlemişim, ne kadar beğenmişim onu paylaşmak istiyorum.

Normalde dizilerin sonunu getirip bitiremem. Sonuna kadar izlediğim çok nadir görülen bir şeydir. Kore dizilerinin en güzel yanı bir çoğunun 16-24 bölümden oluşması olmasına rağmen, son 2 bölüm kala bıraktığım çok olmuştur. Halbuki 2 saat daha izlesem dizinin finalini göreceğim. Ama işte.. :)

Neyse. İşte benim 2014'te izlediğim (tamamını izleyip finalini gördüğüm) Kore dizilerim:



Hem komik hem de hüzünlüydü. Boşanan çiftin yeniden bir araya gelişini, kadının eski kocasını yeniden elde etme savaşını romantik komediyle anlatan dizide sırlar ortaya çıktıkça şaşırtmıştı. Joo Sang Wook hem sevimli hem de cool koca rolüne çok yakışmıştı. :)



Kore dizi piyasasında çıkmış en iyi iki diziden biriydi diyebilirim. Çok fazla dizi kültürüm yok ama bu dizi bence Kore dizi piyasasının efsanesi oldu. Secret Garden'dan sonra beni her şeyiyle etkileyen başka bir dizi olmamıştı. Kadın bir psikolog ile şizofren bir yazar arasındaki aşkı anlatması dizinin çekiciliğini artırıyor. Sadece aşkı değil, aile ve arkadaşlık ilişkilerini, kişisel psikolojik problemlerin de işlenmesi artı puan kazandırıyor. Dizinin oyuncuları, konusu, müzikleri ve hatta finali.. Hepsi çok güzeldi. Normalde hiç Kore dizisi izlemeyen kişilere bile önerebilirim. O derece. :)




İlk bölümünden son bölümüne kadar salya sümük ağladığım, ciğerlerimin parçalandığı bir diziydi desem, abartmış olmam sanırım. Ağlamaya çok meraklıysanız, gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz. Ama şunu belirtmeliyim ki, beni bu dizide en çok etkileyen yan roldeki Yoo Seung Ho oldu. Kimse kusura bakmasın ama kötü adam gibi görünse de dizideki en acınası rol onunkiydi. Diziye başlama sebebim de, sonuna kadar dayanıp bitirebilme sebebim de oydu. Yoo Chun değil yani. :P 


Hayaletleri gören bir kadın ve o korktuğu hayaletleri görmesini engelleyen bir adamın aşkını anlatan romantik komedi. Keyifle izlediğimi belirtmek isterim. So Ji Sub'ı sevmeyenler eminim izledikten sonra fikirleri az da olsa :p değişecektir. :)



İzlerken gülmekten gözümden yaş getiren son zamanların en iyi fantastik komedi dizisiydi. Tam romantik bir sahne oluyor, ağlama noktasına geliniyor, sonra bir şey oluyor ve o ağlama modundan eser kalmıyor, kahkahalarla güldürüyor. Gülmeye ihtiyacınız varsa tavsiye edebilirim. :)


Öncelikle hemen söyleyeyim bu 51 bölümden oluşan bir tarihi dizi ve Queen Seon Deok (Muhteşem Kraliçe)'den sonra izlediğim en iyi strateji ağırlıklı tarihi diziydi. Ama elbetteki aşkla işlenmiş bir tarihi diziydi. Bu kadar çok bölümü olan bir diziye başlamak cesaret istese de, tarihi dizilerde bunu göze almak gerekiyor. Başrolde Ha Ji Won olması bu diziyi seçmemde etkili oldu. Çünkü belli etmesem de bende Teacyeon (2PM) gibi o kadının hayranıyım. :P 51 bölüm olması gözünü korkutmasın, su gibi akıp gidiyor dizi. Dizilerde yakışıklı birilerini arayanlar için Ji Chang Wook var. Ama benim Ha Ji Won'dan sonra dizideki favorim Tal Tal rolündeki Jin Yi Han'dı. Adamın tipine değil, rolüne hayran olduğumu da belirteyim. Çünkü stratejilerin, taktiklerin hemen hemen hepsi Ha Ji Won ile Jin Yi Han'ın karakterlerinden çıktı. Çünkü dizide biri kraliçe diğeri ise onu eğiten öğretmeniydi. Ve bu ilginç ve bilgili diyaloglar dinlememize sebep oldu. Queen Seon Duk'daki Mishil ve Deokman'ı izler gibi oldum bazı bölümlerde. Ben severim böyle şeyleri diyorsanız, gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. :) Unutmadan, dizinin müzikleri de enfesti ve Ha Ji Won'u savaş sanatlarıyla izlemek büyük zevkti. ;)


Şimdilerde de izlediğim 2 dizi var. Hala devam ettiği için altyazılar geldikçe izliyorum. Ama sonuna kadar izleyebilir miyim emin değilim. :)

Bunlardan biri Pride and Prejudice diğeri de Pinocchio . Merak edenler için Pride and Prejudice dizisinin Jane Austen'in kitabıyla hiçbir alakası yok. Dizi savcılarla ilgili, Pinocchio ise muhabirlerle ilgili. Daha önce olmayı hayal ettiğim iki meslekle ilgili yani. :P

Böyle işte.. :)

2014'te Neler Okudum?

Film izleme listemi paylaşmışken, kitap okuma listemi paylaşmasam olmazdı. Aslında aklımda böyle bir liste hazırlama fikri yoktu. O yüzden listem okuma sırasına göre gitmiyor. Bu yıl benim için okuma açısından oldukça iyi geçtiğini belirteyim. Normalde 30 kitap hedefi koyup hedefi tamamlayamadan yılı kapatırdım. Ama bu yıl hedeflerimin üstünde bir okuma ile geçti. Toplamda 53 kitap okumuşum. Bunları çeşitlendirecek olursak, roman çoğunlukta olmakla birlikte, biyografi, şiir, hikaye, deneme ve tiyatro kitapları da 2014 okuma listemde mevcut. Elbette yarım bıraktığım kitaplar da oldu. O kısmı geçiyorum. :P

Film listemde olduğu gibi bu listede de yıldızlarla 5 üzerinden puanlama yaptım. Bu tamamen benim fikrime, zevkime dayalı bir puanlama olmuştur. Onu da belirteyim.



İşte benim 2014'te okuduklarım:

1. Nazan Bekiroğlu - Nar / 
2. Nazan Bekiroğlu - İsimle Ateş Arasında / 
3. Emrah Serbes - Hikayem Paramparça / 
4. Emrah Serbes - Erken Kaybedenler / 
5. Emrah Serbes - Her Temas İz Bırakır / Behzat Ç. / 
6. Hakim Türkmen - Beyinsiz Adam/ 
7. Sinan Sülün - Karahindiba / 
8. Sibel Eraslan - Aişe (r.a) / 
9. Yaşar Kemal - Tek Kanatlı Kuş / 
10. Murathan Mungan - Bir Garip Orhan Veli / 
11. Aslı Erdoğan - Kabuk Adam / 
12. Zülfü Livaneli - Son Ada / 
13. Ayfer Tunç - Aziz Bey Hadisesi / 
14. Selim İleri - Annem İçin / 
15. Selim İleri - Mel'un / 
16. Cahit Zarifoğlu - Yedi Güzel Adam / 
17. Cahit Zarifoğlu - Yaşamak / 
18. Necip Fazıl Kısakürek - Aynadaki Yalan / 
19. Necip Fazıl Kısakürek - Reis Bey / 
20. Ahmed Günbay Yıldız - Sahibini Arayan Mektuplar / 
21. Ercan Kesal - Peri Gazozu / 
22. Murat Menteş - Korkma Ben Varım / 
23. Yekta Kopan - Bir De Baktım Yoksun / 
24. Barış Bıçakçı - Baharda Yine Geliriz /
25. Enis Batur - Kitap Evi / 
26. Ali Ural - Posta Kutusundaki Mızıka / 
27. Halide Edip Adıvar - Kalp Ağrısı / 
28. Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk / 
29. Oruç Aruoba - İle / 
30. Didem Madak - Ah'lar Ağacı / 
31. Birhan Keskin - Yol / 
32. Birhan Keskin - Kim Bağışlayacak Beni / 
33. W. Shakespeare - Macbeth / 
34. W. Shakespeare - Bir Yaz Gecesi Rüyası / 
35. Dostoyevski - Beyaz Geceler / 
36. Albert Camus - Yabancı / 
37. Virginia Woolf - Mrs. Dalloway / 
38. Robin Sloan - 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı / 
39. Jack London - Martin Eden / 
40. Sadık Hidayet - Kör Baykuş / 
41. Kerstin Gier - Yakut Kırmızı / 
42. Kerstin Gier - Safir Mavi / 
43. Kerstin Gier - Zümrüt Yeşil / 
44. Colleen Hoover - Umutsuz / 
45. Colleen Hoover - Yeni Bir Umut / 
46. Sarah Jio - Mart Menekşeleri / 
47. Jojo Moyes - Sevgilimden Son Mektup / 
48. Jan-Philipp Sendker - Kalp Yalnızca İçeriden Açılan Bir Kapıdır, / 
49. Nojoud Ali - Ben Nojoud, 10 Yaşında Bir Dulum / 
50. Elliot Engel - Oscar Nasıl Wilde Oldu? / 
51. Suzanne Collins - Alaycı Kuş / 
52. Orhan Pamuk - Babamın Bavulu / 
53. Samed Behrengi - Küçük Kara Balık / 


1 Ocak 2015 Perşembe

2014'te Neler İzledim?

Bu yıl toplamda 53 film izlemişim. Bunların bir kısmı 2014'te vizyona girenler bir kısmı da daha eski tarihlerde yayınlanmış olan filmler. Sizin için tarih sırasına dizdim. IMDb puanlarını yanlarına iliştirdim ve en sona da kendi fikrimi beyan eden 5 üzerinden yıldızla puanlama yaptım. Bazılarını çok çok sevdim, neden daha önce izlemedim diye hayıflandım. Bazılarına da izlemesem de olurmuş dedim.

İşte o bazıları:


Beyazperde'de İzlediklerim:

Noah / Nuh Büyük Tufan (2014) IMDb: 6,0
Winter's Tale / Kış Masalı (2014) IMDb: 6,2
Vampire Academy / Vampir Akademisi (2014) IMDb: 5,6
Endless Love / Sonsuz Aşk (2014) IMDb: 6,3
La Belle .& La Bête / Güzel ve Çirkin (2014) IMDb: 6,5
The Fault In Our Stars / Aynı Yıldızın Altında (2014) IMDb: 8,0
The Best Of Me / Unutulmaz Aşk (2014) IMDb: 6,3
The Hundred-Food Journey / Aşk Tarifi (2014) IMDb: 7,4
Dracula: Untold / Drakula: Başlangıç (2014) IMDb: 6,3
Maleficent / Malefiz (2014) IMDb: 7,1
The Giver / Seçilmiş (2014) IMDb: 6,6
Frozen / Karlar Ülkesi (2014) IMDb: 7,7
Kaza Tachinu / Rüzgar Yükseliyor (2014) IMDb: 7,9
Meu Pê De Laranja Lima / Şeker Portakalı (2014) IMDb: 7,0
If I Stay / Eğer Yaşarsam (2014) IMDb: 6,9
The Hunger Games: Mockingjay Part 1 / Açlık Oyunları: Alaycı Kuş 1 (2014) IMDb: 7,2
Dumb and Dumber To / Salak ile Avanak Geri Dönüyor (2014) IMDb: 6,6
Penguins of Madagascar / Madagaskar Penguenleri (2014) IMDb: 7,1
Bi' Küçük Eylül Meselesi (2014) IMDb: 7,5


"Neden daha önce izlemedim ki?" dediklerim:



Remember Me / Beni Unutma (2010) IMDb: 7,2
Into The Wild / Özgürlük Yolu (2007) IMDb: 8,2
V For Vendetta / V For Vendetta (2006) IMDb: 8,2
Leon / Aşkın Gücü (1994) IMDb: 8,6
Edward Sicissorhands / Makas Eller (1990) IMDb: 8,0
Cyrano De Bergerac (1990) IMDb: 7,6



Ve Diğerleri:

Silver Linings Playbook / Umut Işığım (2013) IMDb: 7,9
Sadece Sen (2013) IMDb: 7,0
Su ve Ateş (2013) IMDb: 6,5
47 Ronin / 47 Ronin (2013) IMDb: 6,3
About Time / Zamanda Aşk (2013) IMDb: 7,8
Now You See Me / Sihirbazlar Çetesi (2013) IMDb: 7,3
Rubinrot / Yakut Kırmızı (2013) IMDb: 6,1
Barfi! / Barfi: Aşkın Dİle İhtiyacı Yoktur (2013) IMDb: 8,3
The Mortal Instruments: City of Bones / Ölümcül Oyuncaklar: Kemikler Şehri (2013) IMDb: 6,0
The Book Thief / Kitap Hırsızı (2013) IMDb: 7,6
The Perks Of Being A Wallflower / Saksı Olmanın Faydaları (2013) IMDb: 8,1
The Conjuring / Korku Seansı (2013) IMDb: 7,5
Can A Song Save Your Life? / Begin Again (2013) IMDb: 7,5
Gravity / Yerçekimi (2013) IMDb: 8,0
The Broken Circle Breakdown / Kırık Çember (2012) IMDb: 7,8
Les Misêrables / Sefiller (2012) IMDb: 7,7
The Girl With The Dragon Tattoo / Ejderha Dövmeli Kız (2012) IMDb: 7,9
Midnight in Paris / Paris'te Gece Yarısı (2011) IMDb: 7,7
L'arnacoeur / Gönül Avcısı (2011) IMDb: 6,8
Leap Year / Aşka Yolculuk (2010) IMDb: 6,4
Jin Yi Wei - 14 Blades / 14 Kılıç (2010) IMDb: 6,4
Love & Other Drugs / Aşk Sarhoşu (2010) IMDb: 6,7
500 Days of Summer / Aşkın 500 Günü (2009) IMDb: 7,8
Okuribito - Departures / Son Veda (2009) IMDb: 8,1
Sweeney Todd: The Demon Berber Of Fleet Street / Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi (2007) IMDb: 7,5 / 
Hyeongsa - Duelist / Kanlı Hançer (2005) IMDb: 8,5
Corpse Bride / Ölü Gelin (2005) IMDb: 7,4
Tonari no Totoro / Komşum Totoro (1988) IMDb: 8,3


Pek tabii bunlar dışında tekrar tekrar izlediğim, 
etkisini hiç yitirmeyen 
ve benden hep yıldızlı pekiyi alan 3 filmim daha var. 
Bunlar:



Eternal Sunshine Of The Spotless Mind / Sil Baştan (2004) 
Twilight Series/ Alacakaranlık Serisi 
Harry Potter Series