4 Kasım 2014 Salı

Halide Edip Adıvar - Kalp Ağrısı

"Hayat ne yavan, ne çekilmez bir ağırlık; sonra ne kadar, ne kadar uzun!" (sf.91)


Aşk kitapları okuyacağım zaman acayip bir tedirginlik yaşıyorum. Bunun en büyük sebebi, günümüzde yazılan aşk kitaplarının içinin fos oluşu sanırım. Şüphesiz ben de bir dönem aşk kitaplarına sarmış, özellikle de Epsilon Yayınevi'ne ait bir çok aşk kitabı okudum. Şimdi geri bakıp düşününce.. İçi boş kitaplar olsa da o zamanlar büyük keyif alıyordum. O yüzden pişman değilim. Ancak özellikle son bir yıldır okuduğum kitapları seçerken dikkat etmeye çalışıyorum. Zamanım öncekinden daha değerli gibi hissettiğimden midir bilmiyorum ama artık okuduğum kitap sarmamışsa yarım bırakıyorum mesela. Önceden bunu hayatta yapamazdım. Kötü de olsa mutlaka sonunu getirmek gibi bir huyum vardı. Şimdi bunun ne kadar gereksiz olduğunu düşünüyorum. Sonuçta okunacak milyonlarca kitap var ve kötü bir kitabın zamanınızı çalması durumu katlanılabilir bir şey değil. En azından benim için artık öyle.. 

Halide Edib ile ilk kez ortaokulda zamanında tanışmıştım. Ateşten Gömlek kitabını o zamanlar okuduğumu hatırlıyorum. Ama şimdi sorsanız kitap nasıldı diye gram hatırlamıyorum. Kalp Ağrısı kitabını okumaya karar vermem de tamamen tesadüfi. Güven'in instagram hesabında bir oyunun 'en sevdiğiniz aşk romanı' sorusuna cevap olarak seçimi Kalp Ağrısı'ydı. Bir erkeğin aşk romanı tavsiyesinin nasıl olacağını merak ederek kitabı okumaya karar verdim. :) 

Kitap baş kahraman Zeyno'nun babasına Kalp Ağrısı adını verdiği bir hikaye anlatmasıyla başlıyor. Elbette ki, hikaye kendi hikayesi.. Konu Zeyno, Azize, Hasan ve Saffet arasında geçiyor. Bunlara ek olarak Dora ve Muhsin Bey var. Ama en çok Zeyno, Hasan ve Azize arasındaki aşk üçgenine tanık oluyorsunuz. Zeyno, doktor Saffet'le nişanlıyken asker olan aynı zamanda Azize'nin deliler gibi sevdiği Hasan ile tanışıyor ve aralarında adını koyamadıkları bir çekimle yakınlaşıyorlar. Üstelik Zeyno ve Azize çocukluk arkadaşı.. 

Azize'nin babasıyla konuşmaları, günlüğü, mektupları ve ara ara Zeyno'nun tanık olmadığı durumların anlatımlarından oluşan kitap, su gibi akıp gitti. Sona nasıl geldiğimi anlayamadım. Kitap öyle bir ters yüz ediyor ki, sonunda "nasıl yaa!" gibi bir tepkiye neden olabiliyor. Kitabın başında nefret ettiğim karakterlere kitabın sonuna doğru sempati duymaya hatta acımaya başladım. Hele başlarda "Ben de olsam Zeyno gibi yapardım." dediğim ve çok sevdiğim karakterin akıl almaz değişimi karşısında şaşırdım. 

Kitabın finali yüzünden ölü bir yazara küfür etmiş, "hayırrr yaaa olamaz nasıl yaparsın bunu!" diyerek yattığım yerde tepinmiş olsam da.. Halide Edib bu kitapla kalbimi kazandı diyebilirim. 

Kitaptan bir kaç alıntı:

* Kalbin tırnağı olsa acıdan kendi kendine sökülecek kadar ızdırap veren bu derdin ne manası ve ne hazzı vardır. (sf.56)

* Birbirimize ruhumuzun çirkin taraflarını görecek kadar yaklaşmadan ayrılmak belki daha iyi olur. (sf.142)

* İki insan birbirini severse birbirinin hayatından bu uzak iki vapur gibi geçmelidir. Nihayetsiz bir sevinç, bir muhabbet, bir birleşme anı! Sonra bir hayal, unutulmaz bir hatıra! Halbuki adî bir ışıkta, herhangi bir zamanda bu iki vapur yan yana seyahat etseler, boyaları dökülmüş iki tahta tekne, bayağı bir kaç elektrik fenerinden başka manaları olur mu? (sf.143)

* Aşktan ölenler ne cennete ne cehenneme gidebilirler. Onlar için ebediyet olmaz, onlar cennet ve cehennemi yaşamışlar ve ruhları heyecanlarına, coşkunluklarına sarf edilmiş, bitmiş, yok olmuştur! (sf.145)

* Yirmidört saat gözlerim ölü gibi kapalı, yanaklarımdan yaşlar durmadan aktı. Artık kalbimi ağladım, aşkımı ağladım. Demek hepsi, bunlar bir avuç tuzlu sudan ibaretmiş. Gözyaşlarını eskiler niçin şişelere koyup ebediyen sevgililerinin mezarında saklarmış, anladım. (sf.155)

* Bazen alay, bazen acıma, Fakat çok zaman zulümle titreyen ateş dudakların şimdi tek bir manası vardı. O kendisi terk etse bile kalbiyle unutamayan müstesna kadınların ebedi olarak bükülen dudaklarındaki şifa bulmayan acılardı. (sf.172)

* ..kalbini açmışlar, ellerini arkasına bağlamışlar, ... durmadan kör bir bıçağı, seven kalbine batırıp çıkarıyorlardı. (sf.174)

4 yorum:

  1. Gerçekten çok merak ettim, elimdeki makalelerden kurtulayım hemen gidip bu kitabı alacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de merakla yorumunu bekliyor olacağım. :)

      Sil
  2. Ya, bir Aşk ve Gurur bir de Çalıkuşu diyip gitmek istiyorum.
    Benim okuduğum en iyi aşk romanları bunlardı bence. *.*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onların yeri çok başkaa! 💜^^

      Sil