2 Eylül 2014 Salı

Selim İleri - Mel'un / Bir Us Yarılması

*Memleketimizde kelimeler, taa Reji İdaresi’nden beri, yabancının tekelindedir. –sf.4


Sayru Usman ile tanışıklığımız tee… Şaka şaka. Selim İleri’i severim. Güzel yazar vesselam. Aralık sonu Ocak başı Ben Ölmeden blogunun sahibi Güven bir çekiliş yaptı ve ben birazdan yorumunu okuyacağınız bu kitabı kazandım. Kitap tam olarak 581 sayfa olmakla birlikte (evet fazlasıyla kalın, bu nedenle bazı günler kolum ağrıdığı için işe giderken yanımda götüremedim), ilginç bir konuyu ele alıyor.

Tahminimce (tamamen kendi öz fikrim, hayalimde öyle bir kahramandı yani) seksenli yaşlarda bir dedeydi. Adı Sayru Usman olan bu dede (hemen hemen) her anını yazarak geçiriyor ve siz sevgili kitapseverler de bu dedenin zaman zaman us yarılması denilen trans hallerinde yazdıklarını zaman zaman da komşularıyla ya da diğer karşılaştığı şeylerle ilgili yazdıklarını okuyorsunuz.
Özetlemem gerekirse, bir delinin günlüğünü kah keyifle, kah üzülerek bazen de çok tabi sıkılarak okuyorsunuz. Bu kitabı okurken kahkaha attığım kısımlar da oldu, uyukladığım kısımlarda. Ancak şunu söyleyebilirim ki, eğer o sıkıcı kısımlarda sabrederseniz, kitap bittiğinde benim gibi Sayru Usman’ı çok özleyebilirsiniz. Yani okuduğunuza değecektir.

Aslında Sayru Usman hakkında daha fazla bilgi vermek istiyorum ancak okumayan arkadaşlar için bunu yapmam haksızlık olur diye anlatamıyorum. Ancak…

Tam bir edebiyat ve Türkçe aşığı olan Sayru Usman, ne ailesi ne de çevresindeki insanlar tarafında sevgi görmüş. Herkes tarafından yok sayılmış, görmezden gelinmiş, ötelenmiş ve bir hayale aşık olup bütün ömrünü yalnız geçirmiş.

Selim İleri, yeni nesil yazarlara, Türkçe’nin günümüzde gelmiş olduğu rezil duruma, tarihimizi rezil eden dizilere ve tüm insanlığa öylesine güzel göndermeler yapmış ki Sayru Usman karakteriyle, çok sevdim ben bu dedeyi..
581 sayfalık kitapta 2 sayfada bir altı çizili satırlar mevcut. Sizin için seçtiklerimi paylaşıyorum.


*Hayat adında muazzam bir kötülüğün ortasında yaşıyoruz. İnsanlar birbirlerini aşağılıyorlar. Aşağılananlar da bir başkasını, başkalarını bulup onu, onları aşağılıyorlar. Herkesin aşağılandığı bir hayatta Alman tipi hamam böceklerine, karafatmalara, hatta Gregor Samsa’lara merhamet duymak elbette kimsenin ruhundan geçmiyor. –sf.9
*Ayakların baş olduğu devirde nasıl ses edeceksin? –sf.14
*Bir Doğu var, bir de Batı var değil mi? Doğu miskin ve sinsi, Batı saldırgan, kudurgan, sözüm ona medeni. Tek dişi canavar mı diyordu Akif? –sf.20
*Yağmur yağıyor yağıyordu. Yırtık gülümsemelerimiz şimdi yürek burkuyor. –sf.68
*Kalbimi herkes çiğnedi. Kelimeler, cümleler benim en güzel oyuncaklarımdı. Fakat şimdi bir işe yaramıyorlar. Hepsini derleyip, toplayıp sandığa attım ve sandığın kapağını küskün bir öfkeyle kapattım.Pat! Çat! –sf.120
*Gönlüm kırık. Bende de alafrangalık çoktur. Fakat ‘gören’ her gözde bir hürriyet arzusu vardır. Hürriyetsizlik felaketime inanmak istemeyen bir cesaretle, cinnetle, onu, hürriyeti benden alan ellere bir ömür boyu boş yere hücum ettim. –sf.208
* Dünya, yerde kara toprak, gökte boş, viran bir kubbeden başka bir şey değil artık. Madem insanlar beni istemediler, şimdi, hem de epeydir, onlar da, hepsi, benim için gereksiz ve manasız. Çaresizliğimin ıstırapları bütün etrafımı sarmış. Fakat sonsuz kinimle hala ayaktayım! –sf.209
*Umudun kesildiği yer ölüme en yakın yermiş. Belki de ölüme en yakın yerde, oradayım. –sf.220

*Cahide, burada da geçiyor günler. Burada da günler ve zamanlar ölüme koşullanmış. –sf.272

*Benim yalnızlığım, fikirlerimi başkalarıyla paylaşamayışım, yani bugünün tabiriyle iletişimsizliğim dipsiz bir kuyu kadar derin. Dipsiz kuyunun derinliğine tahammül edebilmek için, bir ömür boyu ben hep içimden konuştum. –sf.281
*Ahlak dediğimiz şey, tıpkı alınyazısı gibi değiştirilmiyor. –sf.364
*Vicdan çivisi oynamış bir cemiyetteyim. –sf.406
*Yazdıkça korktum tümcelerimden, bana hep duvar ördüler, kunt duvarlar. Sonunda bu duvarlar labirente dönüştü. Labirentte yolumu bulmaya çalışırken cinnette dehlizlerinde ebediyen kayboldum. –sf.413
*Özüyle barışmamayı, barışmak şöyle dursun, özüyle sürekli çatışmayı, hatta boğazlaşmayı gelişme ve ilerleme sanan bu cemiyet! Aman Yarabbi! –sf.428
*Gideceğim yeri, hayatın beni götüreceği yeri ta baştan beri biliyordum. Daha çocukken, Jülide Hanımefendi anneme sarılmaya çalışırken ve o beni iterken, Havva annem soğan, kapuska, yeşil sabun kokarak bana sarılmaya çalışırken, gideceğim yerin uçurum olduğunu biliyordum. Fakat hiç değilse, uçurumunun kenarında gelincikler ummuştum. –sf.541
*Akıl ayazında donuyorum. –sf.544
*Bugüne kadar yazdıklarım hiçbir şeyi değiştiremedi. Kötülüğü değiştiremedi ve iyilik getirmedi. Bundan sonra da değiştirmeyeceğini, iyileştirmeyeceğini biliyorum. Fakat akşam yaklaşırken yazmak gitgide bir yudum su kadar ihtiyaç oluyor. –sf.549
*Kelimeleri kaybediyorum… -sf.577
*Tek isteğim, bu kıyım ve keder cemiyetinde şefaat aramaktı. –sf.581


5 yorum:

  1. Paylaşım için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. kalbimi herkes çiğnedi...
    ahh..

    selim ilerrinin gazetedeki köşesini bile sabredip okuyamayan biri olarak utandım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin okuma tercihi değişik oluyor. Nerde bunalım, anlaşılması güç, yoran kitaplar var ben ordayım galiba. :) Utanılacak bir durum yok canım. :)

      Sil
  3. "Akıl ayazında donuyorum." cümlesini okuduğumda çok etkilenmiştim. Sizce ne demek istemiş olabilir Sayru Usman arkadaşlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence çok ucu açık bir cümle. Nereye çekerse çeker okuyan. Sayfa Usman aklı gidip gelen bir karakterdi. Boş ve kullanılamayan akıldan söz etmiş olabilir. Belki daha farklı bir şey de olabilir. O anda okurken benim aklımdan geçen buydu. Düşündükçe yeni fikirler oluşabilir tabi. Sizin düşünceniz nedir?

      Sil