6 Ağustos 2014 Çarşamba

-muşum?

Ben yokmuşum uzun zamandır.
Varsam da yazmıyormuşum. 
Kitap yorumu yapmıyormuşum.
Filmlerden bahsetmiyormuşum.
Hep hastalıktan bahsediyormuşum.
Hep acıtasyon yapıyormuşum.
Ben hiç gülmüyormuşum. 
Hep somurtuyormuşum.
Burnum bir karış havadaymış.
Havamdan geçilmiyormuş.
İşte öyle dediklerinde "hadi len ordan!" demek istiyormuşum.
Ama susmayı tercih ediyormuşum.
Beni gülerken görenlere sesleniyorum!
Sizce de harika görünmüyor muyum? 

(Temsili)

Neyse.
Ben bayramda Çanakkale'ye gittim, kuzenimle.
Aniden gelişen bir olaydı o yüzden plansızdım.
Sonra ben yoldayken Sevgili Beyaz Kitaplık Ailesi, geçen sefer gelmemiştiniz bu kez mutlaka bekliyoruz dedi. Ben de görüşmeyi çok istiyordum. Eğer bu kez de görüşemeseydim çok üzülecek hatta İstanbul'a döndüğümde gidemediğim için hayıflanıp pişman olacaktım. Bunu engellemek adına, bayramın ilk günü fırsat bu fırsattır diyerek kahvaltıdan sonra soluğu evlerinde aldım.
Ama beni ne karşıladı dersiniz?

Beni görünce ağlamaya başlayan bir Küçük Adam! 

O kadar mı korkunç görünüyorum? :P

(temsili)

Beyaz Kitaplık Ailesinin evine giderken yolda kuzenim sordu:

- Abla kimin evine gidiyoruz?
+ Kitap dostumun.
- Nerden tanışıyorsunuz?
+ Kitap blogundan.
- Daha önce yüzyüze görüştünüz mü?
+ Sayılıyorsa şayet, evet, rüyamda.
- Nasıl yani?
+ Aileyle, hatta doğmamış bebekle rüyamda tanıştım.
- Abla çok ilginçsin yaa.
+ Biliyorum.
- Daha önce görmediğin birinin evine gidiyoruz. Ya bizi keserlerse?
+ Ben onlara güveniyorum!

Şimdi bir düşünün madem.
Kuzenim kendince haklı. Sonuçta hiç görmemişiz, sanal ortamdan yazdıklarımız kadar tanıyoruz birbirimizi. Peki nasıl oluyor da "Ben onlara güveniyorum!" diyebiliyoruz?
Güven mevzusu derindir.
Bir ip düşünün. İpin bir ucundan siz tutuyorsunuz, diğer ucundan ise güvendiğiniz kişi.
Size göre hangi uç daha sağlamdır? Kim daha sıkı tutuyordur ipi?
İşte bu soruların cevabı önemli.
Önce kendi tuttuğunuz tarafın sağlamlığını ölçüp biçmelisiniz.
Karşı tarafa yeterince güven verebiliyor muyum?
Eğer sizinki sağlamsa ve karşı tarafa koşulsuz inanıyorsanız, kendinizi de onunla birlikte, (yalnız kendinizi değil, karşınızdakini de beraberinizde) Allah'a emanet edebiliyorsanız,
İpin iki ucunun da sağlam olduğu cevabını kolaylıkla verebilirsiniz.

Bu blog sayesinde ve yine başka sosyal ağlarda harika insanlar tanıdım.
Yanıbaşımda olup, nasılsın sorusunu bile çok gören arkadaşlarım yerine onlar beni arayıp sordu.
Hiç gereği yokken gözyaşıma ortak oldular.
Acımı paylaştılar.
Hiç beklemediğim anlarda ufacık hediyeleriyle kocaman yüreklerini paketleyip gönderdiler.
Onlarla harika anılar biriktirdim.
Ve ben bu bayram hayatımın en güzel İyi ki'lerinden birini daha yüreğimin / anılarımın valizime koydum, İstanbul'a geldim. 
Bu tatilde yaptığın en iyi şey neydi diye soranlara Beyaz Kitaplık ailesini ziyaret etmekti diyorum. 

Unutmadan:
En başta yazdıklarımı söyleyen arkadaşlara iki çift sözüm var.
Size gerçekten gülümseyebilmem için, önce kalbime kabul edilmeniz gerekir.
Orası da yol geçen hanı değildir. ;)

Bakınız isteyince ne güzel gülümsüyormuşum:



4 yorum:

  1. tam bir şeker gerçekten :) Bit de herkes konuşur söyler, aldırmamak en güzeli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen aldırmadan geçiyoruz da bazen işte olmuyor. O sınır aşılınca insan bir dur bakalım diyebiliyor. :)

      Sil
  2. Beyaz Kitaplik'a misafir olabilmek ne guzel bir sans! Hele ki minik Ayaz'la vakit gecirmek :) Bazen insan "hicbirsey" yapmak/yazmak istemiyor [bkz. kendimden biliyorum], akisina birakmak lazim. Ve de soylenenlere cok kulak asmamak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok güzel bir şanstı. Biraz da kendimiz yarattık o şansı. :)
      Akışına bırakıyorum ben de uzun zamandır. Kendi içimde yaşadığım bana yetiyor. Arada da paylaşıyorum işte. :)

      Sil