28 Haziran 2014 Cumartesi

Sonra..

Sonra geçmiyor işte,
Geçtiğini sanıyoruz sadece..
Biri gelip dokununca kabuğumuza istemeyerek de olsa,
Kan sızıyor kıyısından köşesinden..

~

Özendiğimiz hayatlar,
'Keşke onun gibi olabilsem.." dediğimiz insanların da,
Aslında bizden farklı olmadıklarını,
Acımızın ortak olduğunu anlayınca..
Kendimiz için dua etmeyi bırakıp,
Avuçlarımızı o hayatlar için açıyoruz Allah'a..

~

Sonra bir şarkı fısıldıyor kulağımıza bir yerlerden..
Sonra da bir koku çalınıyor burnumuza..
Parfüm değil, sabun kokusu bile,
Yüreğimizde örümcek ağı tutmuş anıları gün ışığına çıkarmaya yetiyor işte..

~

Bazen bir filme kahkahalarla gülerken,
Biri ordan bir mesaj atıyor ve tüm dengemiz bozuluyor..
Başlıyoruz salya sümük ağlamaya.
Sonra aklımıza bir şey geliyor ve bu kez gözü yaşlı,
Başlıyoruz yeniden gülmeye..
Güldükçe gülüyoruz..
Kahkahalarımız odanın camından sokağa taşıyor.
Böyle de dengesiziz işte.

~

Sonra ılık bir rüzgar esiyor ve perdeyi aralıyor..
Yüzümüzü yalayıp geçen meltem,
Bizi çocukluğumuza götürüyor..
Bir ayçiçeği tarlasındayız..
İkindi güneşiyle birlikte, ayçiçekleri boyunlarını eğmeden biraz önce..
Boyumuzu aşan dallar arasında,
Çocuk neşemizle koşuyoruz..
Nereye yol aldığımızdan kime ne?

~

Sonra işte elektrikler kesiliyor..
Şehrin ışıkları sönüp, yıldızlar belirince..
Uzanıp gökyüzüne, birer birer topluyoruz hepsini..
En sönük yıldızı kendimize alıyoruz,
Işığını hiç kaybetmeyen Kutup Yıldızı'nı ise,
Hani o kendimizden vazgeçip, ellerimizi duaya açtığımız diğer hayat var ya,
İşte onun için alıyoruz..
Yolunu kaybederse, tekrar bulsun diye..
Ve bir daha hiç kaybetmesin diye..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder