1 Haziran 2014 Pazar

Elliot Engel - Oscar Nasıl Wilde Oldu?

"Duvar kağıdımla ben ölümüne bir düello yapıyoruz. Birimizden birimiz gidecek." 


"Hepimiz çirkefteyiz efendim. Ama bazılarımızın gözü yukarda, yıldızlardadır."

Ben bu kitabı Sevgili Kontes'in :) blogunu kurcalarken görmüştüm. Kitabın adı o kadar ilgi çekiciydi ki, okunacaklar listesinin başına almıştım. Ancak kitabı bir türlü bulamamıştım kitapçılarda. O sıralarda bir arkadaşım senin için bir şeyler yapmak istiyorum demiş ve benden okumak istediğim kitapların listesini istemişti. (ne güzel arkadaş di mi?) Kabul etmesem de ısrarları sonucu kendisine bulamadığım bir kaç kitabın ismini verdim, içinde elbette ki bu kitap da vardı. Sağ olsun, kitabı ne yapmış etmiş bulmuştu. Ama araya başka kitaplar girince bu kitaba biraz geç sıra geldi. 

Merak edenler için kitap ünlü yazarların hayatlarıyla ilgili bilinmeyenleri anlatıyor. Ben özellikle yaşadıklarıyla beni etkileyen Oscar Wilde, favori yazarım Shakespeare ve hayatımın unutulmaz romanını (Gurur ve Önyargı) yazan Jane Austen hakkındaki gerçekleri merak ediyordum. Bunun yanında bir de kitabını (Uğultulu Tepeler) okurken beni bunalıma sokan Emily Bronte de unutmamak lazım. 

2011 ya da 2012 yılında olması lazım, bir kitap okumuştum. Megan Grosser ve Kerry Cook'un ortak yazdığı Her Şey Aşk İçin isimli kitap da bir çok ünlü ismin yaşadığı aşk olaylarını anlatıyordu. O kitabı okurken de tıpkı bu kitabı okurken olduğu gibi çok şaşırmıştım. O kitapta da Oscar Wilde vardı. Elliot'un kaleme aldığı bu kitapta daha çok yazarlık hayatlarını ele almalarına rağmen, iki kitaptaki olayları birleştirdiğinizde olayı kavramak daha kolay oluyor. 

Jane Austen tam tahmin ettiğim gibi çıkmış olması da sevindiriciydi. Gurur ve Önyargı kesinlikle kendisiyle özdeşleşmiş. 

Shakespear'in hayatını zaten İngilizce kursundayken sone çevirileriyle uğraşırken merak edip araştırmıştım. Kitapta farklı bir şey okumadım. 

Velhasıl, bu kitabı okurken şunu anladım ki, o zamanın şartlarında kadın yazar olmak ne zormuş. Kadınsanız kitabınız okunmuyor. Ama adınızı bir erkek ismiyle değiştirirseniz o zaman okunuyor kitaplarınız. Olay kadın yazarlıkla da bitmiyor. Yazar olmak başlı başına bir sefillikmiş. Kendinizi kanıtlamanız çok zor. Şimdilerle düşününce..

Adamlar yazdıklarını okuyucuya ulaştırabilmek için yapmadıkları şey kalmıyor ve her defasında kapılar yüzünüze kapanıyor. Şimdi bir kitapçıya gidin, en dandik kitaplar bile kolaylıkla okuyucuya ulaşabiliyor. Kimse kızmasın bana, yazarlığa adım atan arkadaşlar darılıp üzülmesin ama gerçek bu. Piyasada o kadar basit gereksiz kitaplar var ki.. Neyse bu mevzuyu uzatmanın lüzumu yok. 

Demem o ki, bu tarz kitapları seviyorsanız, yani yazarların hayatlarını merak ediyorsanız, bu kitabı da çok seversiniz. 

Ve son olarak o harika Sunuş yazısı için Elliot Engel'i tebrik ediyorum.
Harikaydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder