22 Haziran 2014 Pazar

Büyümek dedikleri şey..

Annem beni hiç istememiş, kazayla olmuşum ben. İstememesi fazlalıktan değil. Zaten olduğumuz iki kardeş. Beni istememesinin nedeni abimin doğumunda ölümden dönmesiymiş. Durduramamışlar kanamasını, doktor uyumasına izin vermeyin bir daha uyanmaz demiş. O yüzden istememiş annem beni. Ama olmuşum işte. Ekin biçmelerinde kucağına peydahlanıvermişim.

Bu kocaman aileye doğan ilk kız çocuğu benmişim. Amcam koymuş benim adımı. Eşi de hiç yengem olmamış, hep ciciannem. Annem eline ne zaman terliği alsa, merdivenlerden bağıra çağıra imdat diye anne yarıma koşarmışım. Dedem ağır hasta, doktor kanser demiş. Sayılı günlerindeymiş benim doğduğumda. Hastaneden haber ulaşınca kulağına, sevinçten hasta yatağından kalkmış. Dört dönmüş evin içinde. Bizim ailede kız çocuğu önemlidir. Dedem de pek severmiş. Ben doğduktan 10 gün sonra Rabbim almış onu da yanına. Daha 10 günlükken tanışmışım işte ölümle.

Sokağın deli fişeği, erkek fatması olup çıkıvermişim daha 5 yaşımda. Herkesin sevgilisi… Erkek gibi dövüşür, kocaman kadınlarla deli gibi tartışırmışım. Arkadaşlar arasında hep grup lideri… Hepsinin ablası, sen olmazsan olmazı.
Mutluydum o zamanlar. Hem de deli gibi. Akşam ezanı okunurken annemin cama çıkıp “Eliiiiiiff! Ezan okunuyor, daha oynayacak mısın? Bak herkes evine gitti.” Diye bağırmasıyla beş dakika diye diye eve zorla giren çocuktum ben. Dizlerim hep yaralı, kirden yüzüme bakılmazdı. Annem tentürdiyotu yaraya sürerken, bir daha dışarı çıkmama izin vermezse diye gıkı çıkmadan içten içe acıyı çeken, kışın üşümeyelim diye sobanın yanına getirilen leğende yıkanan çocuklardan biriydim işte.

Okula başladığım ilk gün annem beni okula bıraktı ve gitti. Bir daha da sadece yağmur yağdığında geldi beni almaya. O zamanlar sokaklar tekindi. Gece karanlığında bile çıksak korkmazdık, başımıza bir şey gelirse diye tasamız yoktu şimdilerdeki gibi. Özgür çocuklardık biz. İki sokak öteye tek başımıza gidince dünyayı keşfe çıkmış gibi olurduk. Yağmur yağarken sokağa çıkmak en büyük mutluluğumuzdu mesela. Su birikintilerinde zıplamak, koşmak, yağan yağmura sevinç çığlıklarıyla karışmak ve ıslanmak… Küçücük dünyalarımızda kocaman hayallerimiz vardı. Yağmurun ardından kendi gökkuşağımızı kendimiz çizerdik. Ve hep daha fazla renk olurdu bizim gökkuşağımızda. Büyüklerin bilmediği daha çok rengimiz vardı düşlerimizde. Gökkuşağının sonundaki hazinemiz altın değil, altından daha değerli hayallerimizdi bizim.

O zamanlar doğalgaz yoktu evlerimizde, kömür sobalarımız vardı. Her Pazar banyo yaptırırdı annemiz ve kışın sobanın arkasına kıvrılır, kedi gibi uyuya kalırdık. Sobanın üzerinde kestane kavurur, ekmek kızartırdık. Elektrik gittiğinde mum yakar, gölgesinde ellerimizle yaptığımız şekillerin duvara yansıyan hallerine gülerdik.
Benim en güzel yıllarım milenyumu görene kadardı. Özgürdüm. Hayalimde kocaman bir dünya yaratmıştım. Henüz kötüyle tanışmamıştım. Kalbim kırılmamıştı. Rengim toz pembeydi, açık maviydi, beyazdı. Cesurdum. Çünkü ben çocuktum.

Ve büyüdüm...



4 yorum:

  1. biz büyüdük ve kirlendi mi dünya?
    beni de babam istememiş ama annem kızı tutturmak da kararlıymış, neyseki üçüncüde kızı bulmuş da daha çocuk istememiş :)
    ben şimdi değil de bundan bir kaç yıl evvel çok yadırgardım çantalı velileri gördükçe, çünkü annem götürüp almaya gelmezdi mahalli çocuklar beraberce (hatta bi kaç yıl maalesef abimlerle) beraber giderdik okula.
    ama şimdi anlıyorum maalesef :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence biz küçükken memleket daha güzeldi. :)
      Ve maalesef, büyük ve kirlendi dünya..

      Sil
  2. 'Benim en güzel yıllarım milenyumu görene kadardı.' iste bu!
    Mezar tasima bile yazdirabilecegim bir cumleyi yillar once Elif'ten duymustum diyecegim, ve kimbilir o zamana kadar daha ne mutsuzluklar yasayacagim...
    Ama bu yazini okurken senden gelen mail mutlu olmak icin buyuk sebep bak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki, mezar taşı yazımı seninle büyük bir zevkle paylaşırım. :*
      Mailler mutlu olmak için değil mi zaten? Bana reklamlar dışında hiç mail gelmiyor. Arada yaz, alınıyorum sonra. :(

      Sil