17 Haziran 2014 Salı

Ben Nojoud, 10 Yaşında Bir Dulum

"Dışım üşüyor, ama içim yanıyor. Sanki içimde kirletilmiş bir şey var. Susadım. Kızgınım, ama bunu söyleyemiyorum. Anne, seni imdadıma çağırabilmem için fazla uzaktasın."



"Hayallerle kıyaslandığında gerçek bazen çok zalim."

Yemenli Nojoud, annesinin hesaplarına göre henüz 10 yaşında. Babasına göre 13. Yani kanunen evlenmesi yasal.  Nüfusa kayıtlı değil. Belgelere göre böyle bir kız çocuğu yok. Ve kayıtlara geçmemiş olan bu kız çocuğu dul. İnanması güç ama bu dünya tarihinde de bir ilk! Yani 10 yaşında bir dul olması ilk.. Bu kadar küçük yaşta dul olmak.. 

"Çevren seni sevenlerle doluyken mutlu olmak ne kolay.."

Nerde bunalıma sokacak, salya sümük ağlatacak kitap var beni buluyor. 
Ya da ben onları..
İnatla karşıma çıkıyorlar..
Bir gün arayla aynı kitapçıya girdiğim. İlk gün orada olmadığına eminim. 
İkinci gün: o kitapçıya neden gittiğimi bilmiyorum. Sanırım yol üstünde olduğu için alışkanlık. Belki biraz kafa dağıtma.. 
Daha kapıdan içeri girer girmez, orada onlarca kitabın arasında bana bakıyordu.
"Ben Nojoud, 10 Yaşında Bir Dulum".. "Hikayemi senin için yazdım, al ve oku.." dercesine..

Kitaplarla arasında duygusal bağ olan bir ben değilimdir herhalde. 
Benim kitaplarım genelde, kuytu köşelerde kalmış, kimsenin yüzüne bile bakmadığı, kaybolmuş kitaplar oluyor. Ve çoğu zaman da ilk görüşte aşk..

Nojoud, henüz 10 yaşındayken evden bir boğaz daha eksilsin ve biraz da para kazanmak amacıyla babası tarafından zorla evlendirilen (!) bir kız çocuğudur. Okulundan alınıp, ailesinden çok uzağa hatta haritada bile bulunmayan bir köye gelin giden Nojoud, daha ilk gece kendisinden yaşça çok büyük kocası (!) tarafından tecavüze uğrar. Bu duruma itiraz edip karşı çıktıkça dayak yer. Üstelik kaynanası ve eltisi tarafından da aşağılanır. Dayaklar, tekmeler ve yumruklardan sonra sopalara döner. Ve tecavüz her gece devam eder. Ama Nojoud, diğer küçük gelinler gibi buna boyun eğmez ve cesaretini topladığı bir gün soluğu savcının yanında alır..

"Kafamda adliye ile ilgili farklı bir imaj vardı, sakin ve temiz bir yer; kötülüğe karşı iyiliğin büyük evi, dünyadaki tüm sorunların çözülebildiği yer."

Nojoud benim bu şekilde tanıştığım ilk kahraman değil. Ben yıllar önce Zana ve Nadia ile tanıştım. Onlar da İngiltere'den tatil diye yola çıktıkları Yemen'de babaları tarafından satılan iki kardeş.. Yaşadıkları ise tam bir kabus. Zana o hayattan annesinin çabaları sonucu kurtulmayı başaran kız kardeş, geride bıraktığı ise Nadia. Zana kurtulduktan hemen sonra "Annemi Bir Kez Daha Görsem" isimli kitap çıkarmış. Ardından da Nadia'ya Sözüm Var isimli kitabı.. 

Bu hayatları okuduğumda şunu anlıyorum ki, biz çok çok rahat hayatlar yaşıyoruz. Bilmediğimiz ne hayatlar var da haberimiz yok. Belki şu an bir yerlerde küçük bir kız çocuğu kim bilir ne zor zamanlar geçiriyor, kim bilir hangi hayatlara kıyılıyor, hangi bedenler kirletiliyor ve kim bilir hangi ruhlar, kalpler can çekişiyor. Kim bilir, kaç hayatın sesi kesiliyor, kaç kadın sessiz çığlıklarla can çekişiyor.. 

Bir iki hafta önce gittiğim doktorumun, benim hala atlatmakta zorlandığım bir mevzuya gülerek karşılık vermesi üzerine çok içerlemiş, çok üzülmüştüm. (Aramızda geçen diyalogu burda paylaşamıyorum) Nojoud'u okuduktan sonra bu doktor mevzusuna bakış açımın değiştiğini farkettim. 

Acıdan geçmemiş insanların, acıya gülüp geçmesi ne kolay.. Bizi ancak bizim gibiler anlar. 

"Hayat bazen ne kadar garip, diye düşündüm. Güzel olan şeyler de zarar verebiliyor. Günah tohumlarını ekenler sadece kötüler değil... Anlamak zor.."

Son olarak bir çocuğun güzel yüreğiyle bitireyim.. 

"Bu sabah saat beşe doğru, sabah namazı için ilk uyanışımda, son aylarda beni terketmediği için Allah'a şükrettim. Okulun ikinci sınıfında da başarılı olmama yardım etmesi için dua ettim. Babam ve annemin para kazanmaları, kardeşlerimin artık dilenmeye gitmek zorunda kalmamaları, Fares'in yüzünün eskisi gibi gülmesi için de dua ettim. Keşke okulu bütün çocuklara zorunlu yapsalardı. O zaman onun gibi erkek çocuklar kırmızı ışıkta sakız satmaya gidemezdi."

Kalın sağlıcakla..

4 yorum:

  1. kitabı çok sevdiğini ve alın okuyun bile demeye gerek duymadığını anlıyorum yazdıklarınla...
    tüylerim ürperdi.ama önce Zana'nın kitaplarını mı okusam bilemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zana beni daha çok etkilemişti. Belki okuduğum zaman lise dönemime (ergen psikolojisi başka) denk geldiği içindir bilemiyorum. Ama herkesin okumasını isterim. Nadia'ya sözüm var kitabını kitapçılarda bulamadığım için henüz okuma şansım olmadı. İlk kitabı bulmak da biraz zor olabilir. Çünkü internette bile satışı olmayabilir. :/

      Sil
  2. Yaz dediysek bu kadar damardan gir mi dedik Elif ya !
    3 kere okudum yazıyı , buradan kitabı almak için internet araştırmasına geçeceğim.
    İnsan düşündükçe tuhaf oluyor ,şu yazıyı yazdığın anda bile ne çok can yanıyor , ne çok gözyaşı dökülüyor kim bilir...
    Başkalarının acılarını hafife almak ya da anlıyormuş gibi yapmak bence en büyük terbiyesizliktir bu arada. Anlayamazsın , hafifletmek için yardım edebilirsin ama bak ona varım.
    Bi buluşsak mı artıkın :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçimden ne geliyorsa onu yazdım valla. Yaz demeseydin sen de :P. Bence de buluşalım artıkın. Olmuyor boylee :D

      Sil