11 Mayıs 2014 Pazar

Virginia Woolf - Mrs. Dalloway

"Yürekle kıyaslayınca, beynin ne önemi var ki?"
 
 
Kitap Kardeşliği'nin Mayıs ayı kitabı olan Mrs. Dalloway benim ilk Virginia Woolf kitabım. İnternette kitap hakkında çok olumlu şeyler okumama rağmen, Kitap Kardeşliği grubunun büyük bir kısmı kitabı olumsuz eleştirmiş. Kitabın bu şekilde eleştiri yağmuruna tutulmasındaki büyük pay ise hiç kuşkusuz, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olması. Aslında benim bu teknikten Mrs. Dalloway'e kadar haberim bile yoktu. Ve bu yapıda, bu benzerlikte o kadar çok kitap okudum ki, bu kitap o nedenle beni çok da zorlamadı. Hatta beni çok etkileyen (belki ruhsal durumumla ilgili de olabilir. hem ben severim böyle psikolojisi bozuk kitapları) paragraflar vardı ki..
 
Nedense okurken Virginia Woolf'un kendi hissiyatını, o anki ruhsal halini anlattığını hissettim. Özellikle de yazarın intihar ederek öldüğünü düşünürsek şu paragraf bu tezimi destekler nitelikteydi:
 
"Ölüm, bir meydan okuyuştu. Ölüm, iletişim kurma çabasıydı, insanlar, nedense kendilerinden kaçan öze ulaşmanın olanaksızlığını hissediyorlardı; Yakınlık uzağa düşüyordu; daha az kendinden geçiyordu insan, yalnız kalıyordu. Ölüm bir kucaklaşmaydı.
 
Ama şu intihar eden genç adam - hazinesini elinde tutarak mı atlamıştı aşağı? -Eğer şimdi ölecek olsaydım, en büyük mutluluğu yaşardım,- demişti Clarissa bir keresinde kendi kendine, beyazlar içinde aşağı inerken."
 
Bu kısım okuyanlar için:
 
Mesela Septimus karakteri çok ilgi çekiciydi. Onu intihara sürükleyen şeyi anlamak, onu özümsemek aslında o kadar da zor değildi. Savaştan çıkmış bir adamın psikolojisini düşünebiliyor musunuz? Bunu anlamak için çok uzağa gitmeye gerek yok. 2003 yılında Amerikan'ın Irak'a girmesiyle başlayan savaştaki Amerikan askerlerini hatırlayın. Savaştan evlerine döndüklerinde intihar eden askerler olmuştu. Basın/medya grupları bunu her ne kadar ifşa etmese de internette bu bilgiler bir süre yer almıştı. Bu sebeple Septimus kitapta beni etkileyen karakterlerden biriydi.
 
Aşık olduğu kadın onu terkettiği için ülkesini terkeden Peter'in yıllar sonra geri döndüğünde görmek istediği ilk kişinin yine o kadın olması da aslında ne yaparsanız yapın gerçek aşkın asla yitip gidemeyeceğinin bir göstergesiydi.
 
Peki Clarissa mutlu muydu? Hayır. O sadece alışılmış hayatını yaşıyordu. Hayatının aşkını unutamamıştı. Ama öyle ya da böyle sürüp giden bir evliliği ve bir kızı vardı. Görünmeyen zincirlerle o hayata tutsaktı.
 
Çok ilginçtir, ben kitabın sonunda Mrs. Dalloway'in intihar edeceğini düşünmüştüm. Çünkü Mrs. Dalloway bir süre ortadan kayboluyor. Septimus'un intiharını öğrendikten sonraki düşünceleri vs derken, Clarissa da kendini bir yerlerden aşağıya atacak sanırım diye düşünmeden edemedim.
 
Ama son sahne.. O sahneyi birebir yaşadım:
 
'Ben de geleyim,' dedi Peter, ama bir an yerinden kalkmadı. Bu korku ne? Bu coşkunluk ne? diye düşündü. İçimi böyle olağanüstü bir heyecanla dolduran ne?
Clarissa, dedi.
Çünkü karşısındaydı.
~~
 
Alıntılar:
 
"O zaman bir önemi var mı diye düşündü, Bond Sokağı'na doğru ilerlerken, sonunda kaçınılmaz olarak yok olmasının bir önemi var mıydı; bütün bunlar onsuz sürecekti; buna kızıyor muydu, ölümün her şeye mutlak son vereceğine inanmak avutmuyor muydu insanı? Londra'nın sokaklarında, hayatın karmaşası içinde, bir biçimde, şurada, burada, kendisi de hayatta kalmıştı Peter de, birbirlerinde yaşamışlardı.."
 
"Dünya kırbacını kaldırmıştı; nereye indirecekti acaba?"
 
"..Bir yaz günü dalgalar da böyle toplanır, denge tutturamayıp dağılırlar. Toplanıp dağılırlar; ve bütün dünya, gitgide hareketsizleşerek, 'hepsi bu' der sanki, sahilde güneşin altında yatan bedendeki yürek bile sonunda böyle der, 'hepsi bu' der. Artık korkma, der yürek. Artık korkma, der yürek, yükünü bütün kederler için içini çeken bir denize boşaltarak ve sonra yenilenir, başlar, toplar, bırakır."
 
"Beni de götür, diye düşündü Clarissa içgüdüsel olarak, sanki Peter hemen büyük bir yolculuğa çıkacakmış gibi; ve sonra, bir an sonra, çok heyecanlı, dokunaklı bir oyunun beş perdesi oynanıp bitmiş de Clarissa da ömür boyu o oyunun içinde yaşamış ve sonra kaçıp gitmiş gibi hissetti, Peter'le yaşamıştı ve şimdi her şey sona ermişti."
 
"Güneşi gölgeleyen bulutlar gibi bir sessizlik çöker Londra'ya; ve gönüllere. Çabalar biter. Zaman, yelken direğinde çırpınır. Orada dururuz; orada kalırız. Kaskatıyızdır, insanın bedenini sadece alışkanlıkların iskeleti dik tutar. İçimizde hiçbir şey yok, dedi Peter kendi kendine; içinin oyulduğunu, bomboş kaldığını hissediyordu. Clarissa beni reddetti, diye düşündü. Orada dururken Clarissa beni reddetti diye düşündü."
 
"..trendeki kompartımanda uyurken başı durmadan omzunuza düşen biri gibi sürekli geliyordu aklına; bu aşık olmak değildi,.."
 
"İnsanların onuru vardır; yalnızlıkları; karı koca arasında bile bir uçurum bulunur; ve insan buna saygı duymalıdır; diye düşündü Clarissa, Richard2ın kapıyı açmasını seyrederken; çünkü insan özgürlüğünü ya da özyargısını yitirmeden kendiliğinden vazgeçemez ondan, ya da arzusu dışında kocasının elinden alamaz- ne de olsa paha biçilmez bir şeydir onur."
 
"Çünkü söylemeye değer tek şeyin insanın hissettikleri olduğunu hissediyordu."
 
~
 
Hissettiklerinizi çok geç olmadan söyleyebilmeniz dileğiyle.. :)
 
 

6 yorum:

  1. Kitap niye olumsuz eleştiri almış ki ?
    Bence gayet güzel bir kitap tabi okumadım daha ama kesinlikle okunmalı :)
    Teşekkür ederim önerün için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zevk ve renk meselesi sanırım. :)
      Rica ederim.

      Sil
  2. Ben Virginia Woolf'un kitaplarını, kitapların yazılış sırasını takip ederek, en baştan okumaya karar verdiğimden katılmadım bu okumalara. Merak ediyorum Mrs. Dalloway'i.

    Fakat Kendine Ait Bir Oda'yı okumuştum. Virginia Woolf yazarın kendi hezeyanlarını, düşüncelerini, sıkıntılarını alakasızca bir karakterin ağzından haykırmanın yanlışlığından ve kurguyu zedelediğinden dem vuruyordu o kitapta. Bu yüzden ölümle ilgili kısımlar onun saf ve dile getirilmesi istenen düşünceleri miydi bilmiyorum. Günlükleri yayınlanmış, herhalde onları okumak da bu merakı giderme açısından yardımcı olacaktır.

    YanıtlaSil
  3. @cessie : Virginia Woolf'u anlamak adına günlükleri ve yazdığı kitapları yazılış sırasına göre okumak faydalı olabilir. Ama benim gibi aradan öylesine bir kitapla başlayanlar için aynı hisleri uyandıracağını düşünüyorum. Kitapta (bana göre) intihar ve ölüm konusu oldukça ön plandaydı ki, bu kitabın geneline de yayılan bir konuydu. Son kısmına kadar hem de. Woolf bu kitabı intiharından ne kadar önce yazmıştı ona da dikkat etmedim ama onun gibi psikolojik buhran geçiren birinin düşünceleri de pek tabi değişebilir. Ama dediğim gibi, yazarın eserlerini kronolojik sırayla okuyup, aynı zamanda günlüklerini de incelemek gerekir onu anlayabilmek için. Benim burada yaptığım yorum ilk bakış açım ve tamamen Mrs Dalloway ile gelişen bir tez.

    Tavsiye ve yorumun için ayrıca teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
  4. Bence Virginia Woolf çok özel bir yazar. Ve her an okunabilecek biri değil. Hani bazı kitaplar vardır, çayınızı kahvenizi alır bir kenarda, vapurda, otobüste okursunuz. Woolf'un kitapları da biraz ilgi ve çaba gerektiriyor. Yoğunlaşmak ve mümkünse sessiz bir odada okumak.. Belli bir okuma grubuyla ya da konulan bir zaman hedefi doğrultusunda okumak güç. Kitaplarını hem doğru sırada okumak (örneğin Dalgalar'la başlayan birisi büyük ihtimalle Woolf'tan ve bilinç akışı tekniğinden nefret edecektir) hem de yazarın hayatı hakkında biraz da olsa fikir sahibi edinmek gerekiyor ki Woolf'un demek istediği şeyler daha rahat anlaşılsın. Bilinç akışı tekniği ilginizi çektiyse William Faulkner'ın kitaplarını önerebilirim ;) Ama Ses ve Öfke'den değil de Döşeğimde Ölürken'le başlamak daha iyi olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı yazarların kitabını okurken öyle hatalar yapıyoruz ki, o yazardan ve kitaplarından nefret edebiliyoruz. Üstelik henüz tanımamışken, daha ilk kitabındayken. Bunda yazarı tanımamak, kitabı yanlış zamanda okumak gibi sebepler önemli pay sahibi. Woolf'un kitabını da zaten öyle alelade bir şekilde okuyarak anlamak imkansızdı. Şahsen sadece gece ve dediğiniz gibi sessiz bir ortamda okumak zorunda kalmıştım. Aynı satırları tekrar tekrar da okuma gereği duymuştum. Belki bir süre sonra, doğru zamanda ve doğru donanımla okuduğumda çok daha farklı hissedeceğim.

      Tavsiyeniz için ayrıca teşekkürler. Dikkate alacağım. :)

      Sil