15 Mart 2014 Cumartesi

Hakim Türkmen - Beyinsiz Adam / Yazıklar Olsun

"Hayatımın büyük kısmında mutluydum. Ama ne zaman bir şeyi istemeye kalksam sonu hüsran oluyordu. Ve sonucunda şu an olduğum gibi kendimi boğazın serin sularına atasım geliyordu. Bir parça serinlemek ve sonra ölmek için."


Kim bu Beyinsiz Adam?

Kitap tanıtımından:

Hayatta en çok çayı seven, yıllarca Jean-Jacques Rousseau okuduğu halde dönüp dolaşıp babaannesinin laflarını hatırlayan, gündelik dertleri önemsemeyen, üşengeçlikte sınır tanımayan bir genç adam; Beyinsiz Adam.
Neredeyse hiç görüşmediği ve kendisini evlat edindiklerinden şüphelendiği anne babası, onun için üzülen ancak mahallenin dedikodularından fırsat bulup pek de ilgilenemeyen babaannesi, kirayı ödeyemediği için kapısının sık sık çalan ev sahibinden başka kimsesi yok; gerek de yok zaten!
Ama..
Herkesin hayatında bir gün hiç hesapta olmayan olaylar cereyan edebilir. Mesela bir gece tanıştığınız bir kız değiştirebilir hayatınızı ve o kızın adı Bedia olabilir.
Aşk her insanın hayatında yanardağ patlaması etkisi yaratabilir, peki ya Beyinsiz Adam'ın?

demir sevgili Hakim Türkmen. Ne güzel demiş değil mi? :)

Instagramda takip listemdeki bir arkadaşta görüp tavsiye üzerine okumaya başladım. İyi ki de başlamışım.
Daha ilk sayfadan keyifle kah gülümseyerek, kah kıkırdayarak bazen de kahkaha atarak okudum.
Beyinsiz Adam aslında hepimizin içinde yatan o tembelin kitap versiyonuydu bana göre. 
Ve eminim sokaktaki 3 kişiden 2 si onun kadar umursamaz olabilmeyi diler.
Adamdaki o kendine has öz güven şapka çıkartır. 

Eğer aranızda okuyan varsa, 
o minibüs vakası her minibüse binmemde aklıma geliyor ve gülmekten kendimi alamıyorum. :))


Beyinsiz Adam'ın çay ve kahve yorumunu okumak isterseniz: 

Çay suyunun bir şeyleri demlemek için kendini hazır hissettiğini ifade eden fokurtusunu duyunca mutfağa gittim. Demliğe bir buçuk yemek kaşığı çay koyup yarısına kadar sıcak su ekledim. Birazdan muhteşem bir kokuya ve lezzete sahip olacak eserimi seyrettim.
Dünyadaki en güzel içeceğin bu kadar kolay hazırlanması gerçekten tuhaftı. Yapılışının basitliği ve fiyatının ucuz olması bazılarını dünyanın en güzel içeceğinin başka bir şey olması gerektiğine inandırmıştı. Dünyanın en zengin on iş adamıyla en fakir on işsizinin aynı şeyi içmesi düşünülemezdi. Bu yüzden olsa gerek Endonezya'nın Sumatra adasında Paradoxurus adlı bir memeliye kahve çekirdeklerinin yedirilmesi, çekirdeklerin midede erimeden fermantasyona uğraması, sonra hayvanın dışkı yoluyla bunları atması, sonra Endonezyalı çiftçilerin Paradoxurus'un dışkılarını toplayıp çekirdekleri ayırmaları ve elbette güzelce yıkamalarıyla bir kahve çeşidi elde edilmişti. Sıradan bir insan sıradan bir kahve çekirdeğine göre oldukça maceralı geçmişe sahip çekirdeklerden yapılan bu kahveyi 'Hımm, biraz topraksı bir tadı var, ama içilmeyecek kadar kötü değil' şeklinde tanımlardı. Ama bir fincanı elli sterline satılıyordu, bu yüzden hemen herkes tadının çok çok iyi olduğu konusunda uzlaştı.

Ve favori cümlem:

"Eğer kurduğun cümleler dünya tarihinde önemli bir kırılmaya sebep olmayacaksa lütfen konuşma." 

Velhasılı kelam, azıcık keyfim yerine gelsin diyorsanız okumanızı tavsiye ederim. :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder