15 Şubat 2014 Cumartesi

Into The Wild / Özgürlük Yolu

"Bence kariyer denen şey 20. yüzyıl icadıdır ve ben kariyer istemiyorum."

-Ben bu filmi neden daha önce izlemedim?-
İzledikten sonra söylediğim ilk şey tam olarak buydu. Başka bir fragman izlerken tesadüfi görmesem yine haberim olmayacaktı. Şans eseri gördüm. İyi ki görmüşüm.


Chris, içinde bulunduğu düzenden rahatsızdır. Dünyanın, insanlığın gidişatı onu fazlasıyla rahatsız etmektedir. 
Kariyer, teknoloji, para, hırs vs. değil, onun aradığı şey şehirde değil, doğadadır.
Kurulu düzene, kurallara karşı gelir ve doğanın içine, Alaska'ya doğru yola çıkar.
Ve bu yolculukta bambaşka hayatlar ve insanlarla tanışır.

"Düşüncelerimi anlatan kelimelerin gitgide anlamsızlaştığını farkettim."

Chris, aslında bir çoğumuzun ara sıra yapmak istediği şeyi yapar.
Kimliğine kadar her şeyi yok edip, ardında hiçbir iz bırakmadan alıp başını gider.

"Bana aşk, para, inanç, şöhret, adalet yerine gerçeği verin."


https://www.youtube.com/watch?v=lwtZgBFKlzs

Filmin müzikleri başlı başına bir efsaneydi.
Filmin yaşanmış bir hayat hikayesinden alınması da çekiciliğini arttıran nedenler arasında.
Ve içimizdeki doğa, macera aşkı.
Emile Hirsch harika bir oyunculuk sergilemişti.
Duyguyu öyle güzel yansıtmıştı ki, o baktı ve ben ağladım.. 
Filmdeki özel ayrıntı ise, Chris'in elinden düşmeyen Tolstoy, Jack London gibi yazarların kitapları ve kitaplardan alıntılar.
Filmi izlemediyseniz mutlaka tavsiye ediyorum.
Bence seveceksiniz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder