8 Şubat 2014 Cumartesi

Emrah Serbes - Hikayem Paramparça

"Birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Sanki az önce, orada bir yerde, kaybettiği anahtarı arar gibi."


Afilli Filintalarla Murat Menteş sayesinde tanışmıştım. Emrah Serbes, Ah Muhsin Ünlü gibi isimlerin sözlerine aslında hepimiz aşinayız. Hemen hemen bütün sosyal paylaşım sitelerinde sözleri alıntılanıp paylaşılıyor. 
Emrah Serbes (Sonunda "t" yok)'in çokça duyduğum üç kitabından biri de "Hikayem Paramparça" idi. (Diğerleri Hikayem Paramparça ve Her Temas İz Bırakır) Kendisini Behzat Ç. dizi/film senaristliğinden de tanımayan kalmamıştır sanırım.
Aslında okuma listemde son sıralardaydı kendisi. Ama bir gün sevgili kuzenim gelip "6:45 Dükkan'a bi' bakalım mı?" dediğinde planlar değişti. Bilgisayarı kapattığımda yeni kitap siparişlerimi çoktan vermiş içine de iki adet Emrah Serbes kitabı atmıştım. 
Kitaptan bahsedecek olursam; giriş sayfasında da belirttiği gibi, kitaptaki metinlerin çoğu Afilli Filintalar blogunda "afilli parçalar" adı altında paylaşılmış yazılardır. Sadece son kısımda yer alan Galip İşhanı hikayesi yenidir. 
Serbes öyle içten ve hayattan hikayeler hatta gerçeklerden bahsetmiş ki, çoğu zaman şöyle dedirtti:
"Adam haklı!"
Çerez kitap, bir günde biter. Ama bazen öyle ağır cümleler kurar ki, suratınıza yapışır tokat gibi.
Sevdim ben. 
Tavsiye ederim.

*
Israrla çalan ama bir hiç kimsenin bakmadığı bir telefon gibiydim.

- O da seni seviyor mu?
- Hayır, ne münasebet.

Dış dünya bombardımanından kurtarabileceğimiz bir iç dünyamız kalmadı.
Dayak yemek, bu deyime dikkat. Hangi dilde böyle bir deyim vardır. Bir aperatif olarak dayak.
 Bataklıkta dans ediyoruz. Bataklıkta olduğumuzu hatırlatanları boğarak.
Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması.
Oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.
Bazen bir hikaye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmak. Şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir? Yağmur ne demektir, terk ne demektir? İşte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.
Kendimizi özgür zannediyoruz oysa ki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken.
Gerçek şu: Hikayeleri gerçekleştikçe insanlar mutsuz olurlar.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder