17 Kasım 2013 Pazar

İclal Aydın - Bir Cihan Kafes

Bu benim ilk İclal Aydın aydın kitabım. Sanırım İclal Aydın'ın da ilk romanı oluyor. Ya da ben öyle sanıyorum, emin değilim. Nedense bunun araştırmasını da yapmak istemiyor canım. Belki daha sonra..



Kitap 3 kuşak kadını anlatıyor. Samire, Yaşar ve Lorin. Yani anneanne, anne ve kızı (torun) ... 3 kadının da kalbi kırık, mutluluğu yakalayamamış 3 kanadı kırık kadın... Ve üçü de kafeslerinden kurtulamamış birer serçe gibi... 

Kitap öyle esrarengiz başladı ki, önce adapte olmakta zorlandım. Tarihler ve kuşaklar arası gelgitler de biraz kopmama sebep oldu. Ancak yazar olayları öyle bir birleştirdi ki -çok afedersiniz- 'yuhh!' dedirtti. (Burdan İclal Aydın'a selam olsun.^^ )

Kimse kusura bakmasın Samire'nin hikayesi beni Yaşar ve Lorin'in hikayesinden daha çok etkiledi. Evet, bu kitaptaki favori kahramanım kesinlikle Samire'ydi. Çok ağlattı beni çook.. O nasıl bir kaderi kabullenişti öyle ve nasıl bir vefa.. Okumamıştı, kızı ve torununun gözünde cahildi. Kızının gözünde utanılacak bir kadındı belki ama Samire kesinlikle harika bir anaydı. Yazar harika bir profil çizmişti. Çok sevdim. 

~*~

Bir insanın yumruğu kadardır kalbi, derler.
Demek ki kalbin kadar insansın.
Avucunun içine düşen kalp kadar merhametin..

*

Kibir bir virüs gibidir. Bünyede bekler. Kendine güven, cesaret, güç, dik başlılık hatta tevazu bile içerir en başta. Onun ne vakit kibre dönüştüğünü taşıyan anlayamaz kimi zaman.

*

İstanbul mutsuz yatsan da sabah bir mucizeye uyanabileceğin bir şehir.

*

Ben seni artık hiç sevmesem sen ne kaybederdin senliğinden?

*

Aşkta mesele şu ki... O dönme dolap, adı üzerinde, dönüyor... Yükseliyor... Alçalıyor... AMa sen hep en tepedeki halini anımsıyorsun...

*

Ömrü, büyük yanlışlardan örülü bezden bir kaleydi..

*

Dünya, Allahımın kocaman yer sofrası. He bir şeycikleri koymuş ortaya.Ömrün yeter de yaşarsan, şanslıysan, sevdiği kuluysan hepsinden yiyeceksin diyor sana. Bunu da ye, diyor. Bak bunu da ye, diyor. Bamya da yiyeceksin, turp da yiyeceksin, ayva da yiyeceksin, ekmek de yiyeceksin, börek de yiyeceksin. Yok, ben baklava yedim, biber yemek istemiyorum, olmaz. Hepsinden tadacaksın, diyor. Bunların hepsi Allahımın nimetleri. Kötü söz ektim, yok. Ektiysen de göreceksin ne biçtiğini. Kötü de var, iyi de var. Acıyı da belleyecek yüreğin, tatlıyı da. Allahım hepsinden tattıracak sana.

*

Üzgünüm, çok özür dilerim! Aşk bu! Kazanmak için oynamıyorum!

*

Fırtına herkesin başında eser ama sadece bazılarının çiçekleri dökülür.. 

*

"Neyi okumam gerektiğini, neyi yanlış okuduğumu göster bana Allahım"

*

Umut etmek sadece acıyı uzatıyor.

*

Tutkuyla aşık olanın ülkesi, sevdiğiyle kendinden oluşur. Birbirlerinin sınırı olurlar. Her sınır mayın döşelidir.

*

Ne çok yaramı açık ettim ben sana..

*

Ben bu kadar acıyı nereye koyacağım?

*

Şimdi cebimde taşıdığım kalp şeklindeki çakıl taşlarına bakıyorum da... Kimi mermer gibi pürüzsüz, sarı; kimi delikli yeşil, parıltılı; kimi de siyah, küçük, eğri büğrü.. Nasıl düştüler acaba bedenlerden sahile?

*

Dünyanın bütün zalimleri kendilerini sevenin üzüntüsüyle beslenir.

*

Kimse yalnız değil, kendi kendine yetmeyi beceren insanlık mertebesinde rütbe alır. Nefsin susarsa ruhun konuşur, sen susarsan ruhun harekete geçer, Allah yolundan giden herkes Allah'ın evliyasıdır. Haklılığını savunmak için anlamayana karşı sen boşuna konuşma. Haklılık bile şahit ister. Savundukça söz verirsin müfteriye. Pür-i pak haklıysan eğer, zaman zaten şahit duracak sana. 

~*~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder