29 Ekim 2013 Salı

Nazan Bekiroğlu - Nun Masalları

Nun Masalları, kendi içinde 3 bölümden oluşuyor. Bekiroğlu bu kitapta sanki kendi iç hesaplaşmasını yapıyor gibi geldi bana... Kendine bir kaç kahraman belirlemiş, içindeki gizli karanlık bölümleri onlara yaşatmış. Nasıl desem, bu biraz kukla oyunu gibi olmuş. İpler onun elinde, istediği gibi oynamış/oynatmış. Masal kahramanları masalın içinde olduğundan haberdar. Kalemi tutan eli sorguluyorlar. Kalem tutan el de onları.. İlginç, farklı bir kitaptı. 
Her şeye rağmen Nazan Bekiroğlu kitaplarından favorim hala "Yusuf ile Züleyha" dır. O başka bir şeydi benim için. Ama bu kitap da okunmalı.


*

Ben yaklaştıkça, o ödünç ve büyülü bir tüy bırakarak arkasında, eskisinden daha fazla uzaklaştı. Çünkü bende sadece onu uzaklaştırmak için kabiliyet vardı. Çünkü ben sürekli dağılıyor ve parçalanıyordum. Bir türlü birleşecek ve görecek kabiliyetim olmuyordu.

*

Seni gözümde münezzeh kılan salt zamanımdan ve mekanımdan uzak yaşamındı.

*

İçimizde hep hüzün filizlendi ve içimizde hep ağlamaya ilişkin bir şeyler vardı. Hep yanlış kalelerin burçlarına bayrak çekmeyi düşledik. Tükenmemek için gerekli olan tılsımı bir türlü bulamadık. Çıktığımız yolculuklar hep yanlıştı ve bunu neden sonra farkettik..

*

Yoksa onca güzelliğimiz de sadece bir aldatmacadan mı ibaretti? 
Kuşkusuz onları görmemizi sağlayan ışıktı aşk. 
Onun ışığında bütün ırmaklarımız yataklarına dönüyordu. 
Onun ışığında bütün acılarımız güzelleşiyor ve biz yalnızlığımızdan azizeler yaratıyorduk. 
Başımızın üzerinde nurdan haleler yoktu ama çarmıhımızı sırtımızda taşımadığımızı kim iddia edebilirdi?

*

..şiir bitiyor ama içimdeki şiir bitmiyor.

*

Nihayetinde her şarkı kendi sonuna kadar vardı.

*

Anlatmasam aşkım beni yok ediyor. Anlatsam, ben aşkımı.

*

Bütün ömrüm yazılıp da üzerinden kırmızı kalemle geçilivermiş iptal serüvenlerinden ibaret kalacak.

*

Yanlış anlaşılmak, dedi, yanlış anlamaktan ibaret değil mi? Öyleyse doğru kimin payında? 
İçi acıyordu. Bu acı dedi, hem günahım hem bedelim.

*

Bütün dünlerim için ağlıyorum, dedi, yarın da bugünlerim için zahir.

*

Leonardo, tablosunu dört yıla sığdırırken modelinin canı sıkılmasın diye şiirler okutmuş, şarkılar dinletmiş. Böyle zapt etmiş onun ruhunu. içten ışıklarla sararmış kağıtlara gömülmüş böyle kaç tane kimliği meçhul Mona Lisa?

*

Boğaz dondu, güneş tutuldu. Fitne çok, rahat yok, fesat çok, refah yok. Yıldızlar kıranda.

*

İçindeki öyküyle dışındaki öykü o kadar az benziyor ki, dedi gemi, seni hiç anlamayacaklar.
...
Sır katibi, usulca dua et padişahım, diye fısıldadı, dua et.
Padişah, dua, dedi, içimizdeki serüvenle dışımızdaki serüvenin çatışması değil mi?

*

Ben ki, hep özne oldum ömrümün yollarında, lakin hiç eylem olamadım.

*

İlk kez gülün acısının bülbülünkinden fazla olduğunu bir zamanlar kendisine söylemiş olan küçük esmer kızı hatırladı ve ona hak verdi. Bülbül çoktur, demişti küçük esmer kız, gül ise tek. Bülbül kırılır, demişti, dökülür, parçalanır, bağırır, çağırır, çoğalır, sesi var çünkü onun. Var olur. İçinin serüvenlerini gizlemek zorunda değil. Haykırır onları. Gül öyle midir?

*

Bir kez daha yitiyorum. Can evimden bitiyorum.
Kendimi korumak için korunaksızlığımı arttırmaktan başkaca da işe yaramayan şeyi, en iyi susmayı biliyorum.

*

Gülün artık bize bir şey söylemez olduğunu fark edince anlıyorduk ışığın sönmüş olduğunu. 
Gülü bizim için anlamlı kılan neydi? Yoksa gül bizim için sadece ona yüklediğimiz anlamlardan mı ibaretti?

*

Ödünç ek fiillerle bağlanınca yaşama.
Anlarız yine yanlış dileği tutmuşuz büyülü suyun başında.
..
Yine yanlış dileği tutmuşuz da büyülü suyun başında, ışık sönünce apansız kalakalmışız.

*

Yalnızlık, kuşku yok ki bu yüzden, sözcüklerin, kendi içini en çok dolduran idi ve bu yüzden aklımızda en çok ve çabuk kalan sözcüktü yalnızlık.

*

Işık sönmemiş olsaydı, bu hikayeyi yokluğun doldurur muydu hiç?

*

Ve siz aşkınızla hiçbir şey arasında tercih yapmak mecburiyetine düşmeyin. Böyle birbirine benzer ve tanımsız öykülerin içine itmeyin beni.

*

Benim işime yarayabilecek tek tanımsa yaşanamayanın acısı.
Bunca yaşanmışa rağmen yarım kalanın.
Bunca, sabahları birlikte bulduğumuz gecelere rağmen yaşanmamış olanın.
Dokunulmamış olanın anlayacağınız.

*

Selametle..

2 yorum:

  1. benim ilk okudugum nazan bekiroğlu kitabı.
    yaşım kğçğkmüş doğru zaman değilmiş benim için nefret etmiştim hatta kolay olay kitaplarımı vemem bunu al senin olsun diye birine vermiştim nazan bekiroplu seven brine :D
    oysa şimdi nazanı çok severim.vermeseydim tekrar okurdum belki bu sefer anlardım neden bahsettiğini. ama tekrar almam :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten tekrar alıp okumanı gerektirecek bir kitap değil. En azından ben öyle düşünüyorum. Diğer kitaplarına göre pek tadı yoktu. :)

      Sil