4 Ağustos 2013 Pazar

G. Willow Wilson / Kelebeği Kurtarmak




Bu kitap tam 40 gün boyunca çantamda, sehpaların üstünde, masamda, yastığım altında süründü durdu. Sebebi ise benim içimdeki okuma isteksizliğiydi. Aynı zamanda kitabın bazı kısımlarındaki sıkıcı bölümler..

Yazar Wilson'ın 20 li yaşlarda yaşadığı değişimi konu almış. Kendi hayatından bir bölümü aktardığı bu kitapta, Amerikalı yazarın İslamiyeti buluşu ve aşık oluşu anlatılıyor. 

Amerika'daki öğrenciliği esnasında kendini kaybolmuş hisseder ve arayış içine girer... Bu sırada Kur'an'ı araştırmaya başlar. Aynı zamanda seçmeli olarak Arapça dersi de alır. 11 Eylül olaylarından sonra yaptığı Mısır'a yolculuk esnasında kendini bir anda İslamiyetin içinde buluverir. Ve sadece kısa bir süreliğine gittiği Mısır'da, bir anda oranın insanı oluverir. 

Yazar Willow, çok iyi çok güzel yazmış. Başlarda İslamiyeti arayışı, aşık oluşu vs derken baya akıcıydı. Ancak sürekli Mısır'dan ve Mısır'ın insanlarından bahsetmesi bazen gerçekten "Yeter artık!" dedirtti. Hatta o sıralarda araya başka kitaplar sıkıştırdım. (Bknz: Açlık Oyunları) Sonra "Ha gayret Elif, bu kitabı bitirebilirsin." diyerek tekrar elime alınca durum değişti. Çünkü sonunda Willow yazdıklarıyla dikkatimi çekmeyi başarmıştı.

Mesela İran'daki ibadet konularına girmişti. Benim hiç bilmediğim gerçekleri sundu bana. Örneğin, İran'da cuma namazı kılınmıyormuş ve orada Mesih'in geleceğine inanılıyormuş. 

Mısır'daki inananlar bile kendi içinde bölümlere ayrılıyorlarmış. 

Aslında kitapla ilgili daha yazacaklarım vardı da, kitapların hepsi kolilendi. Ve notlarım da kitabımın içinde kaldı. Fırsat bulduğumda (bir kaç hafta sonra) bu konuyu araştırıp paylaşmayı düşünüyorum.

Ben bu kitaptan sonra şu sonucu çıkardım. Evet; Türk'ü, Arab'ı, Şii'si, Hanefi'si, Alevi'si ve daha bir çoğu Elhamdülillah hepimiz müslümanız. İnandığımız Tek Allah (c.c), Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), kitabımız da Kur'anı Kerim. Peki neden ibadetimiz bir değil? Allah bize Kur'an gibi bir yol göstericiyi vermiş, neden hala asılsız hurafelere inanıyoruz? Neden akıl denen bu yüce varlığı kullanamıyoruz? Yazık bu nimetleri kullanamayan bizlere.. Ve hala O'na inanmayan kullara..



Bu konu üzerine çok tartışılır, ama ben burada kesiyorum. 

Sağlıcakla..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder