31 Temmuz 2013 Çarşamba

August Rush

Bir film izledim. August Rush, Türkçe'ye geçen adıyla Kalbini Dinle..
 İyilik Bul İyilik Yap filminden uzun zaman sonra, ilk kez bir filmi bu kadar heyecanla ve yürekten izledim. Ve çok uzun zaman sonra ilk kez mutluluktan ağladım. Bir film sonunu heyecanla bekletiyorsa, benim için bu film bir başyapıttır. İşte bu film benim için gerçekten bir başyapıt. Müzik üzerine, bir müzik dehası üzerine yapılmış harika bir başyapıt...


Yakışıklı gitarist ile güzel çellistin yolları müzikle New York'ta kesişir. Büyülü bir gecenin ardından yolları tekrar ayrılır. O büyülü gecenin ardından geriye ikisinin de varlığından haberi olmadıkları bir çocuk doğar. Yetimhanede büyüyen bu çocukta gizli bir güç vardır. O müziği takip ederek, ailesini aramak için yola koyulur. Bu yol onun için müziğe ve ailesine giden yoldur...

Jonathan Rhys Meyers aşık olunası adam... Bakışları, mimikleri, sesi... Bir role ancak bu kadar yakışabilirdi. Ama hiç biri August Rush rolündeki Freddie Highmore değme oyunculara taş çıkartır cinstendi. Büyüleyici!
İlk heyecan.. Bu sahnede kalbimin duracağını hissettim. Nefessiz izledim!

http://www.youtube.com/watch?v=2UUHY5Pl5d8

En güzel sahnelerden biri, baba oğul düetleriydi...


Ve son olarak; dahi çocuğun yolunun sonu ya da başlangıcı..




"Müziği duymama engel olmaya çalışıyorlar ama yalnız olduğum anlarda müzik içimde yükselir. Sanırım bunu dışa vurmayı öğrenirsem beni duyabilirler. Benim olduğumu anlar ve beni bulurlar."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder